Emeklilik planı yapan milyonlarca çalışan için maaş hesabı en çok merak edilen başlıkların başında geliyor. Ancak emekli aylığı yalnızca kaç gün prim ödendiğine göre belirlenmiyor. Sigortalının çalışma hayatı boyunca SGK’ya bildirilen kazancı, hangi statüde çalıştığı, primlerinin hangi dönemlere denk geldiği ve emeklilik dilekçesinin ne zaman verildiği maaş üzerinde doğrudan etkili olabiliyor.
Sosyal Güvenlik Müşaviri Emin Yılmaz, emekli maaşında kayıp yaşamamak için çalışma hayatı boyunca yapılan bildirimlerin dikkatle takip edilmesi gerektiğini belirtti. Yılmaz’a göre emeklilik dönemine gelmeden önce yapılacak doğru planlama, ileride bağlanacak aylıkta fark yaratabiliyor.
Aylık bağlama oranı neden önemli?
Emekli maaşı hesabında öne çıkan kavramlardan biri aylık bağlama oranı olarak bilinen ABO. Bu oran, sigortalının prim günleri ve çalışma dönemlerine göre emekli aylığının belirlenmesinde kullanılan temel unsurlar arasında yer alıyor.
Türkiye’de emekli aylığı hesaplamasında özellikle 2000 öncesi, 2000-2008 arası ve 2008 sonrası dönemler ayrı ayrı değerlendiriliyor. Bu dönemlerde uygulanan hesaplama yöntemleri farklı olduğu için aynı prim gününe sahip iki kişinin alacağı maaş da değişebiliyor.
2000 öncesi, 2008 sonrası hesabı değiştiriyor
Uzmanlara göre 2000 yılından önceki çalışmalar, emekli aylığı hesabında farklı bir sistemle değerlendiriliyor. Bu dönemde gösterge sistemi esas alınırken, prim günü ve yaş gibi kriterler aylık bağlama oranını etkileyebiliyor.
2000 ile 2008 arası dönemde hesaplama yöntemi değişirken, 2008 sonrası dönemde aylık bağlama oranı daha farklı bir sistem üzerinden uygulanıyor. Bu nedenle sigortalının primlerinin hangi yıllara yayıldığı, emekli maaşı açısından kritik önem taşıyor.
Hizmet dökümünü kontrol etmek gerekiyor
Emeklilik hazırlığı yapan çalışanların ilk bakması gereken yerlerden biri e-Devlet üzerinden görüntülenen hizmet dökümü. Hizmet günlerinde eksiklik, çakışma ya da şüpheli kayıt bulunması halinde emeklilik süreci uzayabiliyor veya bağlanacak aylıkta kayıp yaşanabiliyor.
Emin Yılmaz, hizmet dökümünde “K”, “S” ve “Ş” gibi uyarı niteliğindeki kısaltmaların kontrol edilmesi gerektiğini vurguluyor. Bu işaretler kontrollü, sahte ya da şüpheli kayıt anlamına gelebildiği için emeklilik başvurusu öncesinde mutlaka incelenmeli.
Ayrıca aynı ay içinde birden fazla 30 günlük bildirimin bulunup bulunmadığına da dikkat edilmesi gerekiyor. Sosyal güvenlik hesabında bir ay 30 gün, bir yıl ise 360 gün olarak değerlendirildiği için çakışan hizmetler hesaplamada sorun oluşturabiliyor.
SSK ve Bağ-Kur ayrımı maaşı etkileyebilir
Çalışma hayatı boyunca yalnızca tek statüde çalışmayanlar için emeklilik hesabı daha karmaşık hale gelebiliyor. Bir dönem SSK’lı, bir dönem Bağ-Kur’lu ya da kamu çalışanı olarak prim ödeyen kişilerin emeklilik şartları farklılaşabiliyor.
Özellikle 2008 öncesi sigorta girişi bulunanlarda son 7 yıl içindeki 2520 günlük süre ve 1261 gün kuralı dikkatle incelenmesi gereken başlıklar arasında yer alıyor. Hangi statüden emekli olunacağı, hem emeklilik şartlarını hem de bağlanacak aylığı etkileyebiliyor.
Primler gerçek kazanç üzerinden bildirilmeli
Emekli maaşını yükselten en önemli unsurlardan biri SGK’ya bildirilen prime esas kazanç. Çalışanın ücretinin düşük gösterilmesi, ileride alacağı emekli maaşını da olumsuz etkileyebiliyor.
Yılmaz, maaşın bir kısmının bankadan, bir kısmının elden ödenmesi durumunda çalışanın uzun vadede zarar görebileceğini belirtiyor. Çünkü emekli aylığı hesabında esas alınan tutar, çalışanın fiilen aldığı para değil, SGK’ya bildirilen kazanç oluyor.
Bu nedenle çalışanların düzenli olarak hizmet dökümlerini ve prime esas kazançlarını kontrol etmesi, eksik bildirim tespit etmeleri halinde zaman kaybetmeden gerekli başvuruları yapması önem taşıyor.
Borçlanma bazı durumlarda avantaj sağlayabilir
Emeklilik hesabında doğum, askerlik ve benzeri borçlanma imkanları da önemli rol oynayabiliyor. Eksik prim günlerinin tamamlanması veya sigorta başlangıcına etkisi nedeniyle borçlanma bazı kişiler için avantajlı olabiliyor.
Ancak borçlanmanın her sigortalı için aynı sonucu vermediği unutulmamalı. Borçlanmanın maaşa etkisi, kişinin sigorta başlangıcına, prim günlerine, çalışma statüsüne ve borçlanmanın hangi dönem için yapıldığına göre değişebiliyor.
Bu nedenle borçlanma kararı verilmeden önce kişisel emeklilik hesabının ayrıntılı şekilde çıkarılması gerekiyor.
Emeklilik dilekçesinde zamanlama fark yaratabilir
Emekli olmak isteyenlerin en çok merak ettiği konulardan biri de dilekçenin hangi tarihte verilmesi gerektiği. Uzmanlara göre emeklilik dilekçesinin zamanı, bazı dönemlerde bağlanacak aylık ve kıdem tazminatı açısından fark yaratabiliyor.
Emin Yılmaz, özellikle enflasyonun seyrine dikkat edilmesi gerektiğini belirtiyor. Düşen enflasyon ortamında emeklilik dilekçesinin daha erken verilmesi bazı kişiler için avantajlı olabilirken, bazı durumlarda bir sonraki yılı beklemek daha kârlı hale gelebiliyor.
Bu nedenle “Bu yıl mı emekli olayım, gelecek yıl mı?” sorusuna tek bir cevap vermek mümkün değil. Cevap, kişinin çalışma geçmişine, maaşına, kıdem tazminatı hakkına ve ekonomik göstergelere göre değişiyor.
Bakmakla yükümlü olunan kişiler de hesaba dahil olabilir
Emekli aylığı hesabında bazı kişisel durumlar da etkili olabiliyor. Bakmakla yükümlü olunan eş, çocuk, anne veya baba gibi kişilerin bulunması, belirli koşullarda maaş hesabına olumlu yansıyabiliyor.
Ancak bu tür artışların kişiden kişiye değiştiği ve her dosyada aynı şekilde uygulanmadığı belirtiliyor. Bu nedenle emeklilik başvurusu öncesinde tüm aile ve sigortalılık bilgilerinin doğru şekilde değerlendirilmesi gerekiyor.
Yorumlar
Kalan Karakter: