Son bir ayda Karaman’da yaşananlar, artık “olay” başlığıyla geçiştirilecek türden değil. Dört genç… Dört yarım kalan hayat… Bir şehirde bu kadar kısa sürede bu kadar çok can kaybı yaşanıyorsa, ortada bireysel değil, toplumsal bir alarm vardır.
Bir yanda alacak-verecek meselesiyle dağılan bir aile… Çıkan silahlı kavgada baba ve üç oğlu yaralanıyor, baba ile oğullarından biri hayatını kaybediyor. Diğer yanda ardı ardına gelen genç ölümleri… Ve herkesin zihninde tek bir soru yankılanıyor:
KARAMAN’A NE OLUYOR
Bu soruyu sormak yetmiyor artık. Çünkü cevap, gözümüzün önünde duruyor ama bakmamayı tercih ediyoruz.
KUMAR, BORÇ, YALNIZLIK VE ÇARESİZLİK
Gençlerimizin önemli bir kısmı bugün kumar bataklığında debeleniyor. İnternetle birlikte kumar, artık arka sokaklarda değil; evlerin içinde, ceplerde, ekranların arkasında. Borç büyüyor, utanç büyüyor, yalnızlık büyüyor. Sonra bir noktada genç, ailesine dönemiyor. Dostuna anlatamıyor. Topluma tutunamıyor.
Uyuşturucu başka bir karanlık. Kolay ulaşım, zor kurtuluş… Bir kez düşen, çoğu zaman yalnız bırakılıyor. “Kendi seçimi” denilerek sırt dönülüyor. Oysa hiçbir genç, bu bataklığa keyfinden girmiyor.
En acısı da şu:
Canına kıymak neredeyse “normalleşiyor”.
Veda videoları, paylaşılan mesajlar, sosyal medyada yayılan son sözler… Ölüm, bir çığlık olmaktan çıkıp bir “gösteri”ye dönüşüyor. İşte asıl tehlike burada başlıyor.
ÜÇ HECE, BİR KELİME
Borç batağındaki, kumar ve uyuşturucu sarmalına düşmüş, ailesiyle bağı kopmuş birçok genç, çareyi üç hece, tek kelimede arıyor:
İN-Tİ-HAR
Oysa bu bir çare değil. Bu, geride kalanlara bırakılan ağır bir yük. Annelere ömür boyu sürecek bir acı, babalara suskunluk, kardeşlere cevapsız sorular…
İslam açık ve nettir bu konuda. Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurur:
“Kendinizi öldürmeyin. Şüphesiz Allah size karşı çok merhametlidir.”
(Nisâ Suresi, 29. Ayet)
Bu ayet sadece bir hüküm değil, aynı zamanda bir merhamet çağrısıdır. “Dayan”, “yalnız değilsin”, “çıkış var” diyen ilahi bir uyarıdır.
ARTIK SORUMLULUK ALMAK ZORUNDAYIZ
Bu noktada suçlu aramak kolay. Ama çözüm, parmakla göstermekte değil; el uzatmakta.
Aileler çocuklarını sadece büyütmemeli, dinlemeli.
Okullar sadece ders vermemeli, rehberlik etmeli.
Yerel yöneticiler sadece asfalt yapmamalı, sosyal yaralara dokunmalı.
Sivil toplum, gençlere sadece pankartla değil, umutla ulaşmalı.
Bizler ise “bana ne” demekten vazgeçmeliyiz.
Çünkü bu mesele, bir gencin değil; bir şehrin meselesidir. Bugün susarsak, yarın başlığı atılan haber bir başkasının evine düşer.
KARAMAN BU YÜKÜ TAŞIYAMAZ
Karaman, kadim bir şehir. Dayanışmayı bilen, zor günlerde omuz omuza durmayı başaran bir şehir. Ama bu gidişat devam ederse, bu yükü hiçbir vicdan taşıyamaz.
Gençlerimize sahip çıkmak zorundayız. Kumarla, uyuşturucuyla, borçla mücadeleyi erteleyemeyiz. Psikolojik destek bir lüks değil, hayat meselesidir. Yardım istemek ayıp değil; görmezden gelmek ayıptır.
Son söz net olmalı:
Bu şehir daha fazla gencini toprağa vermemeli.
Ve bu, sadece bir temenniyle değil, acil ve samimi adımlarla ivedi bir şekilde yapılmalı
Üç hece bir kelime
Karaman’da yaşanan son olaylar, gençlerin sürüklendiği çaresizliğin artık görmezden gelinemeyecek boyuta ulaştığını ortaya koyuyor
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: