Erdoğan, konuşmasına gurbetçileri en kalbi duygularıyla, hasretle, muhabbetle selamladığını belirterek başladı."Allah'ın selamı, rahmeti, bereketi hepimizin üzerine olsun" diyen Erdoğan, üzerindeki bir emaneti, bugün bir kez daha sahiplerine teslim etmek istediğini söyledi.25 Mayıs Necip Fazıl Kısakürek'in vefatının 31'inci sene-i devriyesi ğuna işaret eden Erdoğan, Kısakürek'in, "Dağda dolaşırken yakma kandili/Fersiz gözlerimi dağlama gurbet/Ne söylemez akan suların dili/Sessizlik içinde çağlama gurbet/Titrek parmağınla tutup tığını/Alnıma işleme kırışığını/Duvarda emerek mum ışığını/Bir veremli rengi bağlama gurbet/Gül büyütenlere mahsus hevesle/Renk renk dertlerimi gözümde besle/Yalnız, annem gibi, o ılık sesle/İçimde dövünüp ağlama gurbet" dizelerini okudu.Başbakan Erdoğan, gurbettekilerin çok büyük çileler çektiklerinin, sıkıntılara maruz klarının altını çizerek, şöyle devam etti:"Ama direndiniz, tahammül ettiniz, sabrettiniz. Gurbeti, kendiniz için sılaya tahvil ettiniz. Şunu bilin ki; millet olarak sizlere minnettarız. Millet olarak her birinize tek tek müteşekkiriz. Milletçe, her birinizle gurur duyuyor, her birinizle iftihar ediyoruz. İşte bugün bir kez daha, sabrınız için, dirayetiniz için, ahde vefanız için, şahsım, ülkem ve milletim için sizlere gerçekten teşekkür ediyorum. Emeğinizle, alın terinizle, vakarınızla 50 yılı geride bıraktığınız, geride onur ve gurur dolu bir 50 yıl bıraktığınız için her birinize teşekkür ediyorum. Rabbim, sabrınızı, tahammülünüzü arttırsın. Rabbim, hasretinizi hafifletsin. Rabbim, sizleri de bizleri de muhafaza eylesin dua ediyorum.""Dinimizden, dilimizden, kültürümüzden taviz veremeyiz"Kuruluşunda ve geride samsun oto kiralama 10 yılda ğu gibi bundan sonra da UETD'yi başarılarla dolu bir gelecekte izlemeye yanlarında olmaya devam edeceklerini belirten Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:"Şunu unutmayın kardeşlerim, birlikten kuvvet doğar. Biz, Türkiye'de ğu gibi, burada da, merhum Hacı Bektaş Veli'nin deyimiyle, bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız. Referansımız her demokrasi olacak, hukuk olacak, barış olacak. Nefes alıp verdiğimiz her yerde uyumu savunduk, uyumlu bir toplum olmak suretiyle geleceğe yürümeyi savunduk. Asimile olmadan özünden, öz kültüründen, öz dilinden taviz vermeden entegrasyonu teşvik etmeyi savunduk. Entegrasyona devam edeceğiz ama bunu bazı medya mensupları Almanya'da farklı yerlere çektiler. Bakın, entegrasyon noktasında inanıyorum ki sizler hiçbir zorluk çıkarmadınız, bundan sonra da çıkarmayacaksınız ama asimilasyon dersek o konuda hayır. Ben, aynısını söylemiştim yine söylüyorum, çünkü biz dinimizden, dilimizden, kültürümüzden taviz veremeyiz. Değişimden taviz veremeyiz."Erdoğan, Türkiye'de her fırsatta ifade ettiği bir hususu burada özellikle hatırlatacağını belirterek, şöyle devam etti:"Bizim dedelerimiz, babalarımız, bizler, hep birlikte Türkiye'de çok zor lar yaşadık, çok büyük acılara maruz k, büyük badireler atlattık. On yıllar boyunca, siyasi tercihlerimiz, taleplerimiz, beklentilerimiz hep yok sayıldı. On yıllar boyunca, kimliklerimiz, değerlerimiz, inançlarımız tahkir edildi. 'Türk' ler, 'Kürt' ler, aidiyetlerimizi yok saydılar. 'Laz' ler, 'Boşnak' ler, 'Çerkez' ler, 'Abaza' ler, 'Gürcü' ler, 'Alevi' ler, 'Sünni' ler, değerlerimizi yok saydılar. 'Mütedeyyin' ler, 'başörtülü' ler, 'sakallı' ler, 'namaz kılıyor, oruç tutuyor' ler, maneviyatımızı yok saydılar. Hüngür hüngür okulların kapısında ağlayan anneler bilirim, babalar bilirim. Okulların kapısından kovuldukları gibi üniversitede güvenlik güçleri tarafından başörtüleri başlarından sökülüp alınan yavrularımızı bilirim.Ne ler, 'işçisin sen, hep işçi kal' ler. 'Yoksulsun, hep yoksul kal' ler. 'Senin başörtün var öyle mi, senden ancak kapıcı olur' ler. 'Senden ancak hizmetçi olur' ler. 'Sen doktor olamazsın' ler. 'Sen öğretmen olamazsın' ler. 'Sen herhangi bir kurumda yönetici olamazsın' ler. 'Avukat olamazsın' ler. 'Parlamentoya giremezsin' ler ve biliyorsunuz parlamentoda ne ler, unutmayın, 'atın şu kadını dışarı' ler. Nicelerinin varlığını dahi inkar ettiler, sorunlarını reddettiler, onları asimile etmek istediler. 'Siyasete yaklaşma' ler, 'bürokrasiye yaklaşma' ler, 'sorunlarını dile getirme, sorunların için mücadele verme' ler. Sandıkta, kendi irademizle seçtiğimiz, çok da diğimiz Başbakanımız, merhum Adnan Menderes'i, bir 27 Mayıs günü iktidardan indirdiler, idam ettiler. Bu unutulur mu? Adnan Menderes unutulmuyor, Fatin Rüştü Zorlu unutulmuyor, Hasan Polatkan unutulmuyor ama o kararı verenler unutuldu onları kimse hatırlamıyor. Onlar hesabı o büyük hesap gününde verecek. Öyle geçiştirmek yok.""Milletin bir kez daha sesini yükseltmesiyle göreve ""Ne ki Anadolu'nun, ne ki milletin sesi yükseldiyse, darbe yaptılar, o sesleri susturmak istediler" diyen Erdoğan, "İktidarları sınırladılar, milli iradeye sınır çizdiler, ne ler, 'sandık her şey değildir' diyerek milletin tercihleri önüne engeller koydular" ifadesini kullandı.Başbakan Erdoğan, 3 Kasım 2002'de, milletin bir kez daha sesini yükseltmesiyle göreve lerini, 12 yıl boyunca, demokrasi, hukuk, milli irade için yoğun mücadele verdiklerini vurguladı.Tüm garipler, yoksullar, ihmal, inkar edilmiş tüm kesimler için samimi mücadele verdiklerini dile getiren Erdoğan, şöyle :"Güzel ülkemizde darbe senaryoları hazırladılar, hepsini alt üst ettik. Çetelerle tehdit ettiler, boyun eğmedik. Tahrikler, provokasyonlar yaptılar, terörle üzerimize geldiler, geri adım atmadık. 'Size Cumhurbaşkanı seçtirmeyiz' ler, bildirilerle tehdit ettiler, millete gittik, milletten güç aldık ve milli iradeyi Abdullah Gül kardeşimizi seçtirmek suretiyle tecelli ettirdik. Yetmedi, işte geçen yıl, 'Gezi olayları' ler, ağacı, çevreyi, yeşili bahane ederek, Türkiye'nin istiklaline, Türkiye’nin büyüyen ekonomisine, Türkiye'nin birliğine, kardeşliğine kastettiler, onlara da 'eyvallah' demedik. Çünkü cumhuriyet tarihinin yeşile önem veren gibi bir iktidarı ne geldi ne gelecek. 3 milyarı bulan fidan ve ağaç dikimiyle rekor üstüne rekorlar kıran bir çevreci iktidar var. 17 Aralık'ta, yolsuzluk kılıfı altında, seçilmiş hükümete darbe yapmak istediler. Geri adım atmadık, boynumuzu eğmedik, Türkiye'yi 30 Mart'ta sağ salim seçime götürdük ve orada da darbe heveslilerine gereken cevabı milletim verdi. Bu arada biliyorsunuz bir de karşımıza bir şey çıktı, Pensilvanya. Pensilvanya'da, uluslararası çevrelerin maşası lar, benim ülkemin istiklaline kastetti, kendi ülkesine ihanet etti, onlara fırsat tanımadık."Türkiye'de, kendi tercihlerini, yaşam tarzlarını milletin tercih ve yaşam tarzlarının üzerinde gören, elit, seçkinci bir zümre ğunu belirten Erdoğan, şunları kaydetti:"Alışmışlar millete tepeden bakmaya. Alışmışlar millete kibirle bakmaya. Sandık yoluyla değil, demokrasi dışı yollarla millete hükmetmeye alışmışlar. Türkiye'ye, millete rağmen istedikleri gibi rota çizmeye alışmışlar. Biz, işte bu mütekebbirlere, bu kibir abidelerine, millete tepeden bakan bu elitlere 'dur' k. Ne k, 'Bu ülkede biz de varız' k. 'Biz milletiz' k. '77 milyon, bu ülkenin sahipleriyiz' k. Samimiyetle 'demokrasi' k, 'hukuk' k, 'özgürlük' k, en önemlisi de 'kardeşlik' k. 12 yıl boyunca tarihi nitelikte reformlar yaptık. 30 yıl boyunca nice canları aramızdan alan, nice şehitler verdiğimiz terör meselesini hamdolsun çözüm yoluna koyduk. Özgürlüklerin önündeki engelleri tek tek rdık. Başörtüsünü, sadece üniversitelerde değil, kamuda dahi özgürlüğüne kavuşturduk. 77 milyonun kardeşliği için, birliği için, refahı ve huzuru için çok cesur adımlar attık. Artık benim başörtülü kızım okuluna gidebiliyor, Devlet dairelerinde çalışabiliyor. Allah'ın izniyle, milletimizin desteğiyle, bu adımları atmaya devam edeceğiz.""Bu bölgede biz de varız. Bu coğrafyada biz de varız"İçeride, kendilerini milletten üstün gören, millete kibirle tepeden bakanlar ğu gibi, dışarıda da böyle kibir abidelerinin ğunu gördüklerini belirten Erdoğan, şöyle devam etti:"Türkiye'ye tepeden bakmayı alışkanlık haline getirmiş lar var. Türkiye'ye parmak sallamayı, Türkiye'yi kendince tehdit etmeyi, terbiye etmeyi kendisine hak görenler var. Çıkarları zedeleniyor diye, Türkiye'nin büyümesini, güçlenmesini, ilerlemesini farklı şekillerde engellemeye, yavaşlatmaya, durdurmaya çalışanlar var. İçeridekilere söylediğimizin aynısını, dışarıdaki bu kibir abidelerine de söylüyorum. Türkiye, artık eski Türkiye değil. Türkiye, o sizin bildiğiniz Türkiye değil artık. Köprünün altından çok sular geçti.""Durmak yok, yola devam" klerini ve yola devam ettiklerini anlatan Erdoğan, "Bu bölgede biz de varız. Bu coğrafyada biz de varız" .Türkiye'nin 2002'de IMF'e borcunun 23,5 milyar dolar ğunu hatırlatan Erdoğan, Gezi olaylarından önce 14 Mayıs'ta bu borcu sıfırladıklarını aktardı. Merkez Bankası'nın kasasında 2002'de 27,5 milyar dolar bulunduğunu anımsatan Erdoğan, "Şimdi Merkez Bankamızın kasasında 130 milyar dolar var ama şunu da unutmayın, Gezi eylemlerinin ğunda adeta tavan yapmıştı, 135 milyar dolara çıkmıştı. Düştü, tekrar toparlanmaya başladı" ifadesini kullandı.Göreve lerinde yüzde 63 devletin borçlanma ni tek haneli rakamlara indirdiklerini ifade eden Erdoğan, yüksek n bir sömürü aracı ğuna inandıklarını dile getirdi.Erdoğan, Türkiye'de basın özgürlüğü yok diye kara propaganda yapıldığına dikkati çekerek, şöyle :"İşte buradan, Köln'den soruyorum, polis öldürmek, basın özgürlüğü müdür? Bekçi öldürmek, basın özgürlüğü müdür? Askere kurşun sıkmak, basın özgürlüğü müdür? Evrakta sahtecilik yapmak, basın özgürlüğü müdür? Cinayet şebekesi terör örgütlerine üye olmak, basın özgürlüğü müdür? Yıllarca terörle mücadelemize sessiz samsun oto kiralamalar, hatta terör örgütlerine sahip çıkanlar, şimdi de 'Türkiye'de basın özgür değil' söylemi üzerinden teröre katkı sağlıyorlar. Acaba Avrupa'nın hangi ülkesinde, polise, askere kurşun sıkanlara müsamaha gösterilir? Elimde hepsinin belgeleri var. Resimli belgeleri var, video ile tespitleri var, hepsi var. Vakti, saati geldiğinde onları da açıklarız, onları da gösteririz. Acaba Avrupa'nın hangi ülkesinde, protesto hakkı adı altında vandallık yapanlara, kıranlara, dökenlere, yağmalayanlara müsamaha gösterilir? Bu reform yapmış, demokratik hak ve özgürlükleri bu ileri standartlara taşımış, milli iradeyi bu savunan kime diktatör sıfatı pervasızca kullanılabilir?"TOBB'un kongresinde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na, "Sen Türkiye Cumhuriyeti Başbakanına 'diktatör' diyeceksin ve bu ülkede bu konuşmalarını aynen bu şekilde devam ettireceksin ve bir de sıkılmadan 'özgürlük yok' diyeceksin" ğini aktaran Erdoğan, "Ya, diktatörün ülkenin başında ğu bir ülkede, sen böyle yürüyebilir misin, böyle konuşabilir misin? Mümkün mü?" diye sordu.Kılıçdaroğlu'nun Türkiye Barolar Birliği'ni ziyaret ettiğini anımsatan Erdoğan, "Aynı şeyi orada da söylemiş. Niye, al birini vur öbürüne. Aslında birbirlerinden hiç hoşlanmazlar. Niye gitmiş, 'Kimi cumhurbaşkanı adayı yapacağız', onu sormaya gitmiş" ."Manşetler de bize istikamet çizemeyecek""Biz istiyoruz ki Avrupa, Türkiye’yi gerçek fotoğraf üzerinden okusun"Türkiye’nin gerçek fotoğrafının Avrupa’da görülebilmesi için burada yaşayan Türkiye vatandaşlarına büyük sorumluluklar, Türkiye aleyhindeki karalama kampanyalarının boşa çıkarılması için vazifeler düştüğünü belirten Erdoğan, "Biz istiyoruz ki Avrupa, Türkiye’yi gerçek fotoğraf üzerinden okusun. Biz istiyoruz ki Avrupa, Türkiye üzerine değerlendirme yaparken, yanlı medyanın, kışkırtıcı siyasetin, çıkar çevrelerinin, ideolojinin etkisinde kalmasın, hakkaniyetle değerlendirmeler yapsın. Biz istiyoruz ki Avrupa, Türkiye’ye bakarken, sadece elitleri, sadece belli kesimleri, belli zümreleri değil, 77 milyonun tamamını görebilsin" ifadesini kullandı. "Türkiye’siz Avrupa eksiktir"Türkiye'nin Avrupa Birliği’ne tam üyelik hedefinden vazgeçmeden, reformları yapmaya, Avrupa değerlerini Türkiye'ye taşımaya devam edeceklerini yineleyen Erdoğan, "Türkiye’siz Avrupa eksiktir. Avrupa içindeki 6 milyona ulaşan Türk varlığı, birçok Avrupa Birliği ülkesinin nüfusundan daha çoktur. Bugüne Avrupa’ya katkı verdik, emeğimizle alın terimizle fikirlerimizle değerlerimizle katkı verdik, daha da çok katkı sunmaya devam edeceğiz. Avrupa içinde yükselen ırkçılığın, vicdanları yaralayan ırkçı cinayetlerin, nefretin, ayrımcılığın panzehiri inanın Türkiye olacaktır. Doğu ile Batı’nın kucaklaşmasının kilidi, medeniyetlerin buluşmasının zemini Türkiye olacaktır" değerlendirmesinde bulundu.Erdoğan, Türkiye'nin evrensel değerlerinin, Avrupa değerlerinin güçlenmesine en büyük katkıyı sağlayacağına işaret ederek, başta İslamofobi, antisemitizm olmak üzere, nefret suçlarıyla mücadelede Türkiye'nin örnek teşkil edeceğini söyledi.Türkiye'nin siyasetiyle ekonomisiyle insanıyla misyonuyla değerleriyle Avrupa’nın bir parçası ğunu, Avrupa'nın ve özellikle de Avrupalı siyasetçilerin bunu artık görmeleri, kabullenmeleri gerektiğini belirten Erdoğan, "Avrupa siyasetinin sorunları, Türkiye kullanılarak değil, Türkiye ile çözülür" ."Sizler, tarihi şanlı bir ecdadın torunlarısınız"Erdoğan, eski Almanya Cumhurbaşkanı Gustav Walter Heinemann'ın, "Hiçbir şeyi değiştirmek istemeyenler, korumak istediklerini dahi kaybederler" sözlerini anımsatarak, değişime direnen bir Avrupa'nın asla Avrupa olamayacağını aktardı. Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:"Sizler, büyük bir ülkenin, büyük bir devletin, dünya üzerinde iddia sahibi büyük bir milletin mensuplarısınız. Sizler, tarihi şanlı bir ecdadın torunlarısınız. Sizler, ekonomisi büyüyen, demokrasisi ileri standartlara kavuşan, dünyadaki tüm mazlumların derdini kendi derdi gören bir büyük ülkenin vatandaşlarısınız. İşte onun için asla boynunuzu yere eğmeyeceksiniz. İşte onun için asla kendinizi yalnız hissetmeyeceksiniz.Almanya makamlarıyla, başta Şansölye Sayın Merkel’le, her meseleyi konuşuyor, görüşüyor, birlikte çözüm yolları arıyoruz. Ortakları Sayın Gabriel ile görüşüyoruz, dertleşiyoruz, çözüm yollarını arıyoruz. Hem Almanya devleti hem Türkiye Cumhuriyeti, her an, her meselenizde yanınızda olacaktır. Dışişleri Bakanlığımız, Büyükelçiliğimiz, konsolosluklarımız her an emrinizde olacaktır. Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığımız her an yanınızda olacaktır. Derneklerimiz, vakıflarımız, sivil toplum örgütlerimiz her an yanınızda olacaktır.""Siz Almanya'nın yabancısı değilsiniz, artık siz bir Alman vatandaşısınız, rahat olun"Başbakan Erdoğan, Avrupa'ya her gelişinde buralarda yaşanan Türk vatandaşlarından, bulundukları ülkelerin dillerini çok iyi öğrenmelerini, çocuklarına öğretmelerini rica ettiğini anımsatarak, "Ana dilinize, Türkçeye sahip çıkmanızı özellikle sizlerden rica ediyorum. Kültürünüzü, değerlerinizi, anavatanla irtibatınızı asla sekteye uğratmayın ama Almanya’da da bir yabancı gibi durmayın. Kolay değil 50 yıl, artık siz Almanya'nın yabancısı değilsiniz, artık siz bir Alman vatandaşısınız, rahat olun. Siyasete, sosyal hayata, ekonomiye daha fazla katılım sağlayın. Türkiye ile Almanya’nın iş birliğinin artması için daha fazla emek sarfedin. Nice sorunları aştık, nicelerini de aşarız ve inşallah hep birlikte aşacağız" diye .Erdoğan, 10 Ağustos'ta ilk defa Türkiye'de halkın oylarıyla Cumhurbaşkanı seçileceğini ve bu seçimde yine ilk kez Türkiye dışındaki vatandaşların bulundukları ülkelerde oy kullanacaklarını hatırlattı. Erdoğan, yurt dışında yaşayan Türkiye vatandaşlarına oy kullanma hakkını geçikmeyle de olsa verdiklerine değinerek, vatandaşlardan demokratik haklarını kullanmalarını söyledi.Yurt dışındaki vatandaşların 31 Temmuz-3 Ağustos tarihlerinde oy kullanacaklarını belirten Erdoğan, vatandaşlardan yurt dışı seçmen kütüklerine kayıtlı olup olmadıklarını kontrol etmelerini, kayıtlı değillerse de en yakın konsolosluktan kayıt yaptırmalarını istedi.Erdoğan, oy vermeye giderken mutlaka Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası nüfus cüzdanı ya da pasaport bulundurulması gerektiğini anlatarak, yurt dışında yaşayan vatandaşların o tarihlerde Türkiye'de bulunmaları halinde gümrük kapılarında da oylarını kullanabileceklerini söyledi.Henüz cumhurbaşkanı adayını tespit etmediklerini, istişare ve araştırmaların sürdüğünü, en kısa sürede adaylarını açıklayacaklarını belirten Erdoğan, "Cumhurbaşkanının sizin oylarınızla seçilmesi, bir milat olacak, milli irade adına, demokrasi adına inşallah bir dönüm noktası olacak. Türkiye daha da güçlenecek, demokrasimiz güç kazanacak, göreceksiniz, ekonomi daha da şahlanacak" .
“TÜRKİYE’SİZ AVRUPA EKSİKTİR”
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Avrupalı Türk Demokratlar Birliği'nin (UETD) kuruluşunun 10. yılı dolayısıyla düzenlenen etkinlikte Avrupa'da yaşayan Türklere hitap etti.
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: