İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği (SKD Türkiye), BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı'nın (COP31) Türkiye'nin iklim ve sürdürülebilirlik alanındaki dönüşüm kapasitesini küresel ölçekte sergileyeceği önemli bir eşik olacağını bildirdi.
SKD Türkiye, iş dünyasının 9-20 Kasım'da Antalya'da düzenlenecek COP31'e hazırlık düzeyini veriye dayalı biçimde ortaya koymak amacıyla ve 109 kurumsal üyesinin katılımıyla gerçekleştirdiği araştırmanın sonuçlarını açıkladı.
"SKD Türkiye COP31 Öncesi Üye Anketi" başlıklı çalışmaya göre, şirketlerin yüzde 69'unda sürdürülebilirlik ve iklim başlıkları yönetim kurulu veya yönetim kurulu komitesi seviyesinde ele alınıyor. Bu oran, sürdürülebilirliğin operasyonel bir yan başlık olmaktan çıkarak, risk yönetimi ve uzun vadeli değer yaratımı perspektifiyle stratejik bir yönetişim konusu haline geldiğini gösteriyor.
Şirketlerin yüzde 85'i önceliğini enerji ve iklim dönüşümüne verirken, "döngüsellik" ile "su, doğa ve biyoçeşitlilik" ikinci öncelik grubunu oluşturuyor. Bu dağılım, enerji ve iklim alanında oluşan olgunluğun, gelecek dönemde diğer sürdürülebilirlik başlıklarına yayılması gerektiğine de işaret ediyor. Kapsam 3 emisyonlarına yönelik işbirliklerinin payının düşük olması, şirketlerin değer zincir dönüşümünün hala erken aşamada olduğunu gösteriyor.
Dönüşümün önündeki başlıca engeller arasında başı yüzde 47 ile "finansman" çekerken, onu yüzde 28 ile "regülasyon belirsizliği", yüzde 12 ile "veri eksikliği/izlenebilirlik" izliyor.
Emisyon hedeflerinde büyük sıçrama yaşanırken, şirketlerin yüzde 72'sinin net sıfır, karbon nötr ya da mutlak/yoğunluk bazlı emisyon azaltım hedefleri bulunuyor. Buna rağmen 2026'ya kadar ayrılmış sürdürülebilirlik bütçesi bulunan şirket oranının yüzde 33'te kalması güçlü stratejik niyet ile bunu hayata geçirecek yatırım kapasitesi arasında dikkatle yönetilmesi gereken bir fark olduğunu ortaya koyuyor.
- İklim dönüşümü insan kaynağı ve tedarik zinciri boyutlarıyla ele alınmalı
Araştırmaya göre, şirketlerin yüzde 40'ında veri altyapısındaki kapasite ihtiyacı öne çıkıyor. Bu bulgu, sürdürülebilirlik performansının ölçümü, raporlanması ve yönetiminin yanı sıra yatırım önceliklerinin belirlenmesi ve risk yönetimi açısından da veri altyapısının kritik bir rol oynadığını gösteriyor.
Katılımcıların yüzde 42'si adil geçiş ve sosyal etkiyi stratejik bir başlık olarak ele alırken, öncelikli sosyal dönüşüm alanları arasında "çalışan yetkinlik dönüşümü ile tedarik zincirinde sosyal standartların güçlendirilmesi" öne çıkıyor. Bu tablo, iklim dönüşümünün insan kaynağı ve tedarik zinciri boyutlarıyla birlikte ele alınması gerektiğini ortaya koyuyor.
Şirketlerin yüzde 69'u suya ilişkin mutlak veya yoğunluk bazlı hedeflere ulaşmak için çalıştığını belirtiyor.
Araştırma, COP31'in, Türkiye'nin iklim ve sürdürülebilirlik alanındaki dönüşüm kapasitesini küresel ölçekte sergileyeceği önemli bir eşik olacağını gösterirken, ülkedeki şirketlerin uluslararası pazarlardaki gücünü ve yatırım çekme potansiyelini doğrudan etkilemesi bekleniyor.
- "Kolektif dönüşüm ruhu, Türkiye'nin COP31'deki en güçlü hikayesi olacak"
Açıklamada araştırmaya ilişkin değerlendirmeleri yer alan SKD Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Ediz Günsel, Türkiye'nin COP31 ev sahipliğinin iş dünyası için sadece diplomatik bir başarı olmadığını, küresel sürdürülebilirlik liginde dönüşüm kapasitesini kanıtlayacak tarihi bir fırsat anlamına geldiğini bildirdi.
Günsel, "Araştırmamız, üyelerimizin bu süreci en üst yönetim düzeyinde sahiplendiğini açıkça ortaya koyuyor. Şimdi hedefimiz, bu güçlü niyeti daha ölçülebilir hedeflere ve somut yatırımlara dönüştürerek küresel arenada rekabetçiliğimizi artırmak olmalı. Hedeflerimizi artık daha büyük koymalıyız." ifadelerini kullandı.
Üyelerinin iyi uygulama örneklerinin iklim değişikliği konusunda çok somut ve cesur adımlar atıldığını gösterdiğini aktaran Günsel, "Şirketler bilim temelli iklim geçiş planlarından adil geçiş projelerine, sürdürülebilir finansmanla güçlenen yenilenebilir enerji yatırımlarından doğa temelli yaklaşımlara uzanan kapsamlı bir dönüşüm yürütüyor. Bu kolektif dönüşüm ruhu, Türkiye'nin COP31'deki en güçlü hikayesi olacak." değerlendirmesinde bulundu.
- "Sürdürülebilirlik, temel performans göstergeleriyle izlenmeli"
Ediz Günsel, "SKD Türkiye COP31 Öncesi Üye Anketi"nin iş dünyasının ölçüm, entegrasyon ve etki dönemine geçişini destekleyecek yol haritasını da ortaya koyduğunu belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Buna göre sürdürülebilirlik, temel performans göstergeleriyle izlenmeli ve kurumsal süreçlere entegre edilmeli. Şirketler yeşil finansman, sürdürülebilir tahviller ve performansa dayalı finansman modellerini stratejik araç setinin ayrılmaz parçası haline getirmeli. İklim, su ve doğa riskleri, dijital altyapı ile sistematik olarak yönetilmeli ve küresel çerçeveler, şirketler için yalnızca bir uyum yükümlülüğü değil, stratejik bir yönlendirme aracı olarak ele alınmalı. Şirketler, döngüsellik, su, biyoçeşitlilik ve adil geçiş gibi alanlarda derinleşme sağlamalı. Şirketler sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmak ve su gibi ortak risk alanlarında ölçeklenebilir etki yaratmak için tedarikçilerden lojistiğe, ürün kullanımından atık yönetimine uzanan tüm değer zinciri boyunca oluşan emisyonları (Kapsam 3) birlikte azaltmaya odaklanmalı. Bunun için sektörler arası ve çok paydaşlı işbirlikleri güçlendirilmeli."
Yorumlar
Kalan Karakter: