Soğukların kendini iyiden iyiye hissettirdiği şu kış günlerinde içimizi ısıtan, sofralarımızın baş tacı, damak tadımızın vazgeçilmezi çorbalar; birçok sağlık sorununa iyi gelmekle birlikte, deyim yerindeyse tam bir şifa deposu ve en büyük kurtarıcılarımızdandır.
Tüm bunların yanında böylesine sağlıklı bir çorbayı, hazırlarken bile sağlıksız hale getirdiğimiz durumlar söz konusu olabilir;
Fazla yağ kullanmamaya özen göstermeliyiz. Özellikle tere yağ-margarin gibi katı yağları kızartıp, üzerine sos niyetli hazırladıklarımız bize faydadan çok zararı olur; reflü-gastrit gibi rahatsızlıklara, ya da tavuk suyu yeterince yağ içermekte iken kullanılan ek yağlar; fazladan kalori alımı ile hareketsiz ğımız kış aylarında, kilo artışına sebep olabilir. Çorbamızı; Yağ alımını azaltmak amaçlı; tavuk suyunu azaltıp, protein açısından zengin tanelerini artırarak yapmak daha doğru olacaktır.
İçine kavrularak konan un, kimilerinin damak lezzetine lezzet katmak için, fazlaca konan isot ya da çeşitli baharatlarla renklendirdiği arabaşı; yine mide- bağırsak sistemi rahatsızlıkları tetikleyebilmektedir.
Boş kalori, boş karbonhidrat diyebileceğimiz; çorbanın yanında, ekmeğin yerini alan; hamurunda kullanılan ve içeriğinde barındırdığı, ruşeyminden, kabuklarından ve liflerinden; faydalı kısımlarından ayrılmış; beyaz un; şeker hastaları ve insülin direnci ların dikkat etmesi gereken bir husustur.
Gelenekselleşmiş adetlerle, gece geç saatlerde ikramı yapılan arabaşı da sindirimi gecikeceği için sakınılmalıdır.
Her besinde ğu gibi 3N faktörü önemlidir; ne yediğimiz ( az yağlı/ az baharatlı), ne yediğimiz ( 1 küçük porsiyon kâfi), ne yediğimiz (gün içinde, sindirimini tamamlayabileceğimiz ve aldığımız kaloriyi yakabileceğimiz ).
Ve her söylediğimiz gibi; her şey dozunda güzel; azı karar, çoğu zarar…
Sağlıcakla kalın…
Yorumlar
Kalan Karakter: