Endonezya'nın Ankara Büyükelçisi Achmad Rizal Purnama, Türkiye'de ramazan denilince akla gelen "güllaç" ve ülkesinin "kolak" tatlısı için mutfağa girdi ve iki ülkenin benzer ramazan geleneklerine sahip olduğunu söyledi.
Büyükelçi Purnama, Türkiye'de iftar sofralarını süsleyen güllacı ve Endonezya'nın "kolak" tatlısını ve "rawon" çorbasını hazırladı, ülkesinin ramazan geleneklerini anlattı.
Türkiye'de görev süresinin üçüncü yılında olduğunu ve dolayısıyla burada üçüncü ramazanını geçirdiğini belirten Purnama, "Üç farklı ülkede (Endonezya, Mısır, Türkiye) yaşamış olmak, İslam dünyasındaki kültürlerin zenginliğini ve çeşitliliğini daha iyi anlamamı sağladı." şeklinde konuştu.
Purnama, ramazan ayının farklı kültürlerde farklı şekillerde yaşanabileceğini ancak özünün hepsinin aynı olduğunu dile getirerek, "Benim gözlemime göre, Türkiye’de ramazanda daha derinden hissedilen üç unsur var. Ramazanı yaşamanın üç unsuru var, birincisi, 'manevi yolculuk.'" dedi.
Her Müslüman ülkenin, toplumlarının ramazan ayını kendileri için özel bir manevi yolculuk haline getirmeye çalıştığını kaydeden Purnama, ikinci unsurun "kutlama" olduğunu bir örnekle anlattı.
Purnama, "Örneğin Türkiye'de camilerde 'mahya' dediğimiz bir gelenek var. Camiler ışıklarla ve farklı mesajlarla süsleniyor. Endonezya'da da ramazan ayını kutlamak için benzer şeyler yapıyoruz." diye konuştu.
Üçüncü unsurun, özellikle aile ve iş arkadaşları arasında dostluk bağlarının güçlenmesi olduğunu ifade eden Purnama, görev süresi boyunca, Türkiye'de kurum ve kuruluşlardan çok sayıda iftar daveti aldığını ve bunlara katıldığını dile getirdi.
Purnama, "İnsanların iftar sofrasında bir araya gelerek, dostlukları güçlendirme, arkadaşları ve meslektaşları arasındaki bağı pekiştirmede büyük bir coşku gördüm. Bu, ramazan ayını diğer aylardan ayıran bir şey." dedi.
- Endonezya'nın "takjil geleneği"
Ramazan boyunca Konya, İstanbul gibi Türkiye'nin farklı şehirlerini ziyaret ettiğini aktaran Purnama, Ayasofya ve Sultanahmet Camisi'nin önünde, aileler iftar yapmak için toplandıklarına işaret etti.
Purnama, Endonezya'da da bazı vakıf ve hayır kuruluşlarının sokaklarda iftar programları düzenlediğini belirterek, iftar öncesinde dağıtılan ve takjil olarak adlandırılan yiyeceklerin ramazan geleneğinin önemli bir parçası olduğunu söyledi.
Türkiye'deki ramazan ayını geçirirken en çok takjil geleneğini özlediğini dile getiren Büyükelçi, iki ülkenin de iftar sofralarını süsleyen lezzetleri olduğunu anlattı.
Purnama, Türkiye'de güllacın, Endonezya'da da kolak tatlısının ramazan için özel olduğunu belirterek, "İftar sofralarımızda ilk her zaman tatlı bir şeyle birlikte başlarız, bunlardan biri de kolak. Muzdan yapılır, muz ve tatlı patatesle, palm şekeri veya esmer şekerle ve sütle yapılır. Bu yüzden iftarda yediğimiz ilk yemek budur." diye konuştu.
- Purnama, kolak ve güllaç hazırladı
Rezidansında, AA'ya özel, kolak ve güllaç hazırlayan Purnama, ayrıca soğuk baklavayı çok sevdiğini söyledi.
Purnama, "Türkiye'ye gelen misafirlerimi her zaman evimizde soğuk baklava eşliğinde akşam veya öğle yemeğine davet ederim çünkü çok lezzetli." ifadesini kullanarak, evinin dışında iftar yapacağı zaman Türk yemeklerini tercih ettiğini ve pideyi çok beğendiğini belirtti.
Ülkesinde, Ramazan Bayramı'nda çocukların mutluluğuna değinen Purnama, "Bizim geleneğimizde bayramlarda, çocuklara içinde para olan zarflar verilir, içinde küçük bir miktar para olur. Bayram süresince kimin daha çok zarf topladığı, kaç para topladığını karşılaştırırlar." dedi.
Büyükelçi, Türkiye'de sahur vakti davulcuların sokak sokak dolaşmasının benzerinin Endonezya'da olduğunu aktararak, bazı bölgelerde "pentunga" adı verilen, küçük ahşap bir enstrümanla insanların sahur için uyandırıldığını anlattı.
Dünyanın en kalabalık Müslüman nüfusuna sahip ülkede, nesilden nesile geçen ve genellikle çocukların yaptığı "sahura kaldırma" geleneği devam ediyor.
Sopalarla, ellerindeki davul, teneke ve kova gibi çeşitli aletlere ritim tutarak vuran çocuklar, dolaştıkları sokaklarda yüksek sesle "sahur vakti" diye bağırarak Müslümanları kaldırıyor.
Görev süresince, en sık karşılaştığı ve beğendiği Türkçe kelimelerin, "kolay gelsin" ve "afiyet olsun" olduğunu anlatan Purnama, eşinin de en çok hafızasında yer eden kelimenin "indirim" olduğunu söyledi.
Purnama, "kolay gelsin" ve "afiyet olsun" kalıplarının kendi dilinde ve İngilizce'de birebir karşılığı bulunmadığını ifade etti.
- "Türkiye-Endonezya ilişkileri, tarihinin en yüksek seviyesine ulaştı"
Purnama, 2025'te iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin tesisinin 75. yılının kutlandığını anımsatarak, bu kapsamda hem Türkiye'de hem ülkesinde çok sayıda etkinlik düzenlendiğini vurguladı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Endonezya'yı ziyaret etmesinin hemen ardından, Endonezya Cumhurbaşkanı ve bir heyet tarafından Türkiye'ye üst düzey ziyaret yapıldığını anımsatan Purnama, "Şu anda ikili ilişkilerimiz (Türkiye-Endonezya) tarihinin en yüksek seviyesine ulaştı." diye konuştu.
Purnama, 2025'in iki ülke için çok özel bir yıl olduğunun altını çizerek, sadece üst ziyaretler açısından değil, iki halk açısından da özel bir yıl olduğunu aktardı.
Bunun sadece iki ülkenin lideri arasındaki yakın ilişki ve uyumdan değil, aynı zamanda iki ülkenin günümüzdeki stratejik öneminden de kaynaklandığını vurgulayan Purnama, "Dünyanın iki büyük Müslüman çoğunluklu ülkesi olmamız, gelişmiş ekonomilere sahip olmamız ve G20 üyesi ülkeler olmamız sebebiyle Türkiye ve Endonezya küresel güneyin önemli aktörleri arasında yer alıyor." dedi.
Purnama, bu nedenle iki ülke arasındaki ilişkilerin sadece iki halk için değil, dünya için de önem taşıdığına dikkati çekerek, "Özellikle Gazze’de ve Müslüman dünyasının diğer bölgelerinde yaşanan gelişmeleri düşündüğümüzde bu ilişkilerin önemi daha da artıyor." şeklinde konuştu.
Yorumlar
Kalan Karakter: