Balıkesir Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü, Yönetim ve Organizasyon Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Pelin Vardarlıer, kadınlara işverenler tarafından özellikle işe alım sırasında yöneltilen işi yapabilme yetkinliğinin sorgulanmasından çok kadınların aile içindeki yaşamını irdeleyen mülakat soruları ve bu soruların oluşturduğu ayrımcılık ile etik ihlallerini AA muhabirine değerlendirdi.
Çalışma hayatında kadınlara yönelik işverenler tarafında çekinceli bir tutumun olduğunu belirten Vardarlıer, her ne kadar kadınların istihdamı artıyor olsa da halen çeşitli nedenlerle kadınların iş hayatında tercih, terfi ve çalışma birimleri ile ilgili belli başlı problemlerin görüldüğünü ifade etti. Vardarlıer, özellikle kadınların karşılaştığı problemlerin literatürde "cam tavan" olarak adlandırılan bir şekilde karşılarına çıkartıldığını ve bunu da çeşitli örneklerle farklı şekillerde çalışan kadınların yaşadığını vurguladı.
Kadınların daha çok eğitim, sağlık sektörü, hizmet sektörü, insan kaynakları gibi alanlarda yoğunlaştıklarını ama yönetim kurulları, üst düzey yöneticilik, stratejik karar alma mekanizmalarında temsiliyetlerinin belirgin şekilde azaldığını vurgulayan Vardarlıer, bunun yanı sıra en önemli problemlerden birinin de kadınların işe alım aşamasında özellikle İnsan Kaynakları (İK) ekiplerinin yönelttiği sorular ile karşılık bulduğunu söyledi.
Özellikle kadınların aile yaşantısını, özel hayatını irdeleyen soruların tercih aşamasında kadınlara yöneltildiğinin ve kişisel sınırların açıkça ihlal edildiğinin altını çizen Vardarlıer, "Bu eşitsizlikler de daha iş işe giriş aşamasında aslında başlıyor. Kadınların iş hayatındaki varlığı bir yana işe girerken de ciddi zorluklarla karşılaştığını görüyoruz. Özellikle mülakat aşamalarında da çok farklı durumlar söz konusu olabiliyor." dedi.
"Özgeçmiş konuşurken konu bir anda evlilik ve aile hayatına kayıyor"
Vardarlıer, İK yetkililerinin, çalışan adayların iş yetkinliklerinden çok aile yaşantısını ve özel hayatını ilgilendiren soruları kadınlara yönelttiğini belirtirken, bu soruların pek çok örneğiyle bu zamana kadar yaptıkları saha çalışmalarında karşılaştıklarını ve her bir sorunun temelde ayrımcılığa sebebiyet verdiğini kaydetti.
Kadınların tercih edilmemesi konusunun başlı başına bir ayrımcılık olduğunu ancak tercih edilmesi durumunda da bu soruları adaylara yöneltmenin doğru olmadığını vurgulayan Vardarlıer, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Mülakat aşamalarında da çok farklı durumlar söz konusu olabiliyor. Aslında sahada kadınlardan en sık duyduğum cümle şu oldu: Özgeçmiş konuşurken konu bir anda evlilik ve aile hayatına kayıyor. Birkaç dakika sonra konu tamamen evlilik, çocuk, aile düzeni, gelecekte ne yapılacağı gibi başlıklara geçiyor. Kadınlar yetkinliklerini anlatmak yerine adeta özel hayatları üzerinden sınava tabi tutuluyorlar ki bu da daha en başta eşitsiz bir zeminde başlayan bir ilişki yaratıyor aslında. Tuhaf dediğimiz sorularla karşılaşıyorlar. Evli misiniz ya da işte evlenmeyi düşünüyor musunuz? Ya da genellikle şu soru geliyor: Çocuk düşünüyor musunuz? Yakın zamanda hamilelik planınız var mı diye hiç çekinmeden de sorulan sorular olabiliyor."
Kadınlara yöneltilen bu soruların bir erkeğe yöneltilmediğini, dolayısıyla bu durumun ayrımcılık olup açıkça kişilik haklarının ihlal edilmesi anlamı taşıdığına dikkati çeken Vardarlıer, "Mesaiye kalırsanız eşiniz buna ne der gibi bir soruyla karşılaşılabiliyor veya eşiniz sizin bu tempoda çalışmanıza izin verir mi? gibi sorularla karşılaşıyoruz. Gerçekten eğer mesele iş sürekliliği, devamsızlık ya da organizasyonel riskse, bu soruların kadın erkek ayrımı yapılmadan sorulması gerekiyor. Ama pratikte olan şu, bu sorular neredeyse sadece ve sadece kadınlara yöneltiliyor. Bu noktada açık bir çifte standart görüyoruz." dedi.
Söz konusu soruların, arkadaş ortamı veya özel yaşantıda bile sormanın nezaketsiz bir tutum olduğunu, bunu iş hayatında sormanın ise açıkça mahremiyet ihlaline neden olduğunu belirten Vardarlıer, bu soruları sormanın iş yerinin mevcut sınırlarını ihlal ettiği ve aile yaşantısına direkt olarak müdahil olması anlamına geldiğine vurgu yaptı.
Vardarlıer, "Bu sorular aynı zamanda mahrem sorular. Çünkü işverenlerin de aile hayatının bu kadar içine girmesini kesinlikle etik bulmuyorum. Bunlar aslında, işverenin meşru alanı bellidir. Bir kişi bir işi yapabilir mi? Bu iş için yetkinliği var mı? Aranılan özelliklerle kişinin nitelikleri örtüşüyor mu? Kişi bu performansı gösterecek bir aday mı? Bu gibi sorulara cevap aranması gerekiyor aslında." şeklinde konuştu.
"Kadınların iş hayatına katılımı aslında bir lütuf değil, bir haktır"
Söz konusu uygulamaların, kadınların iş hayatındaki varlığıyla ilgili işverenlerin "süreklilik" ve "devamlılık" konularında hissettikleri güvensizlik nedeniyle yaşandığından bahseden Vardarlıer, "Kadınların iş hayatına katılımı aslında bir lütuf değil, bir haktır" dedi.
Vardarlıer, kadını işe almanın aslında cesaret örneği değil, yapılması gereken bir görev olduğunu, ona eşit saygılı ve mahremiyetine dokunmadan değerlendirmenin de kurumsal olgunluk olduğuna vurgu yaptı.
Bu kurumsal olgunluk kavramına günümüzde özel şirketlerin oldukça uzak bir mesafede bulunduğuna da işaret eden Vardarlıer, özellikle bu ayrımcılığın sonlandırılması noktasında atılması gereken adımlarla ilgili, şunları kaydetti:
"Bir kadını işe almak cesaret değil, onu eşit saygılı ve mahremiyetine dokunmadan değerlendirmek kurumsal olgunluktur diyebiliriz. Ve kabul etmemiz gereken şu, ayrımcı sorularla kurulan bir istihdam ilişkisi daha en başta problem oluşturur. Kadınların iş hayatına katılımı bir ayrıcalık değil, bir haktır. Bir kurumu güçlü yapan da kadınların çalışması, çalıştır kadınları çalıştırması değil, onları eşit, saygılı ve mahremiyetine dokunmadan değerlendirebilmesidir. İşe alım odasında başlayan bu eşitsizlik kurumun tamamına yayılabilir. Bunu da unutmamak gerektiğini düşünüyorum."
Günümüzde özellikle Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumuna (TİHEK) çok sayıda mülakat aşamasında yapılan hak ihlalleriyle ilgili başvuruların geldiğini ve bunların da büyük bir kısmına dair TİHEK tarafından kararlar alındığına işaret eden Vardarlıer, bu ayrımcılığın ortadan kalkması için özellikle yasal yaptırımların yanı sıra kurumsal kültürün de kendini geliştirmesi ve kadın çalışanlara karşı yaklaşımını değiştirmesi gerektiğini belirtti.
Vardarlıer, cam tavan sendromu konusunun dikkatle incelenmesi gereken cinsiyet temelli ihlallerin "sıfır noktası" olduğunu dile getirirken, şunları kaydetti:
"İnsan kaynakları ve yöneticilerinin de ayrımcılık ve etik farkındalık eğitimi verilmesi belki de ya da işte sorulmaması gereken sorular net bir şekilde tanımlanmalı. Sistem düzeyinde baktığımızda da standart mülakat formları ya da işte şeffaf değerlendirme kriterleri, kurum içi etik ve geri bildirim mekanizmalarının oluşturulması gerekiyor. En önemlisi aslında burada kültürel dönüşüm. Artık sadece kadın çalışıyor mu sorusuna bakmamalıyız. Asıl soru şu olması gerekiyor. 'Kadın eşit mi, güvende mi, adil bir biçimde değerlendiriliyor mu?' sorularına odaklanmamız gerekiyor."
Ayrımcılık "mahrem sorular "la başlıyor
Kadınların çalışma hayatındaki yeri, temsiliyetleri ve istihdam oranındaki varlığı ile ilgili çalışmalar yürüten Prof. Dr. Pelin Vardarlıer, kadınların iş dünyasında görünmez "cam tavanlar" ile karşılaştığını ve bunun henüz işe alım aşamasında yöneltilen, özel hayata da bir noktada müdahale eden sorular ile başladığını ifade etti.
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: