Bizans İmparatorluğu dönemi Orta Çağ Avrupa’sında derebeylik olarak bilinen feodal yerel özerk yönetim düzeni hakimdi. Bu düzende toprak sahibi olan özgür halk, sosyal statünün en üst kademesinde hüküm sürerek zenginliğine zenginlik katıyordu. Fakir halk ise köle olarak tarım topraklarında çalıştırılıyordu. Krallıklara bağlı derebeyliklerin etrafında yükselen surlar, merkezi otoritenin derebeyliklere karşı askeri müdahale imkanını güçleştiriyordu. O dönemde surları yok edebilecek askeri bir teknolojinin olmaması Orta Çağ Avrupa’sındaki krallıkların, derebeyleri üzerindeki gücünü kırıyor, merkezi otoriteye zarar veriyordu. Yani derebeylikler, hem fakir halkı köle olarak kullanıp zulmediyor hem de merkezi otoritenin ayağına pranga oluyordu. İşte tam bu nokta da devreye İstanbul’un Fatih’i 2’inci Sultan Mehmet devreye giriyor. Sultan Mehmet’in ilk önce, yıkılmaz denilen İstanbul’un surlarını yıkması gerekiyordu. Surları yıkması için üretilen Şahi Topları sayesinde İstanbul’un fethinin önü açıldı ve İstanbul fethedilerek İslam toprağı haline getirildi.
İstanbul’un fethinden sonra Fatih unvanı alan Fatih Sultan Mehmet’in eseri Şahi Topları, Orta Çağ Avrupa’sındaki krallıkların ümidi oldu. Şahi Topları merkezi otoriteden, yani krallıklardan bağımsız hareket eden derebeyliklerin sonunu getiren fitili ateşledi. Nasıl mı?
500 kilogramlık gülle atabilen Şahi Topları, yıkılmaz denilen derebeyliklerin surlarını yıktı. Avrupa’daki krallıklar, merkezi otoritesini güçlendirdi. Böylece krallıkların ayağındaki prangalar kırılmış, sanayi devriminin önü açılmıştı. Sanayi Devrimiyle de Orta Çağ kapanmış Yakın Çağ başlamıştı. Buna bağlı olarak Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’ u fethetmesini sağlayan Şahi Topları, karanlık bir çağın kapanmasını sağlamış oldu.
Devletler terör örgütleriyle mücadele noktasında yetersiz kalıyor. Çünkü terör örgütleri bulundukları coğrafi şartları kendi lehlerine kullanıyor. Kimi örgütler, sarp dağları kendilerine üs yaparken kimi de sık ormanlık alanları kendine karargah ediniyor. Düzenli orduların bu alanlara müdahale etme noktasında zayıf kaldığı ve bunun sonucunda da yıllarca terörle mücadele ederek yıprandıkları, herkes tarafından bilinen bir gerçek. Nasıl ki derebeyliklerin etrafını çeviren surlar, derebeylerine koruma sağlayıp, merkezi otoritenin gücünü zayıf düşürüyorsa, terör örgütleri de dağları ve ormanları kendilerine kalkan olarak kullanarak günümüzdeki ülkelerin merkezi otoritesini zayıf düşürüyor ve ayağına pranga oluyor.
Ancak işler değişti… Selçuk Bayraktar’ın eseri insansız hava araçları (İHA), dağlık ya da ormanlık alan fark etmeksizin yer tespiti yaparken, silahlı insansız hava araçları (SİHA) da nokta atışı yaparak, hedefi imha ediyor. Orta Çağ Avrupa’sında krallıkların güçlenmesini engelleyen derebeylikler nasıl ki Şahi Topu ve benzeri topların surları yıkıp, krallıkları zafere ulaştırdıysa, ata dedesi Fatih Sultan Mehmet’in izinden giden Selçuk Bayraktar da terör örgütlerinin tepesine binerek ülkelere zafer kazandırıyor.
Türkiye’nin doğusundaki Kürt kökenli kardeşlerimiz yıllarca PKK terör örgütünün zulmüne maruz kalmıştı. Terör yuvası olan Gabar Dağının PKK’lılardan arınmasına vesile olan İHA ve SİHA’ların sayesinde, bugün o bölgede hem petrol ve maden çıkarma çalışmaları yürütülüyor hem de Doğu’daki kardeşlerimiz artık baharı yaşıyor.
Terörle mücadele konusunda Türkiye’nin ortaya koyduğu başarı, terörle mücadele eden diğer ülkelere de örnek teşkil etti. Bugün terörle mücadele eden birçok ülkeye satılan İHA ve SİHA’ların etkin rol almasının ardından Dünya’da terörün hakim olduğu bu çağın sona erme fitili de ateşlenmiş oldu.
ADEM DEMİREL
Yorumlar
Kalan Karakter: