Kademeli emeklilik çıktı mı? 2000 sonrası sigorta girişlilere emeklilik var mı son durum nedir?
EYT trenini kıl payı kaçıran milyonlarca çalışanın gözü kulağı Meclis'ten gelecek haberlerde. 8 Eylül 1999'dan sonra sigorta girişi olanlar mevcut sistemde kadınlarda 58, erkeklerde 60 yaşı ve 7200 prim gününü beklemek zorunda. Ancak "birkaç günle veya ayla" EYT'yi kaçıranların yükselen itirazları ve Meclis'e sunulan yeni kanun teklifleri, kademeli emeklilik tartışmasını yeniden alevlendirdi.
İşte milyonların merakla beklediği süreçte masadaki son gelişmeler: Meclis'teki Kritik Hamle: Kanun Teklifi Sunuldu Emeklilik sistemindeki uçurumu kapatmak için somut ilk adımlardan biri CHP cephesinden geldi. CHP Karabük Milletvekili Cevdet Akay'ın TBMM Başkanlığı'na sunduğu kanun teklifi, 8 Eylül 1999 ile 16 Nisan 2008 arasında sigorta girişi olanlara kademeli emeklilik hakkı tanınmasını öngörüyor. Teklifin dikkat çeken bir diğer yanı ise Bağ-Kur'lu esnaf ve memuru yakından ilgilendiriyor. Mevcut sistemde dayatılan 9000 prim günü şartının 7200 güne indirilmesi isteniyor. Akay'a göre aynı dönemlerde iş hayatına atılan vatandaşlar arasındaki bu devasa prim ve yaş farkı, sosyal güvenliğin adalet ilkesini temelinden sarsıyor. Hükümet Kapıları Kapattı, Uzmanlar "Seçimi Bekleyin" Diyor Resmi makamlardan gelen açıklamalar şimdilik umut kırıcı. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan'ın "Emeklilik sisteminde bir değişiklik planlamıyoruz. Mevcut şartlar devam edecek," şeklindeki net tavrı hükümetin şu an için bu topa girmek istemediğini gösteriyor. Ancak uzmanlar aynı fikirde değil. Sosyal Güvenlik Başuzmanı İsa Karakaş, aynı EYT sürecinde olduğu gibi iktidarın bu talebe uzun süre kulak tıkayamayacağını savunuyor. "Kademeli emeklilik eninde sonunda çıkacak," diyen Karakaş, adresi 2027'deki genel seçimler olarak gösteriyor. Hükümetin gündeminde şu an yer almasa da, seçim sathı mailine girildiğinde bu dosyanın raftan ineceği iddia ediliyor. EMADDER'in Masaya Koyduğu Kademeli Geçiş Tablosu Sürecin peşini bırakmayan ve tıpkı EYT'liler gibi dernekleşerek seslerini duyuran Emeklilikte Adalet Derneği (EMADDER), mağduriyetin giderilmesi için net bir formül öneriyor. İşte derneğin talep ettiği adil ve kademeli geçiş tablosu: Sigorta Başlangıcı Kadın (Yaş / Prim) Erkek (Yaş / Prim) 09.09.1999 – 2000 Arası 43 yaş / 6.400 gün 45 yaş / 6.400 gün 2001 44 yaş / 6.475 gün 46 yaş / 6.475 gün 2002 45 yaş / 6.550 gün 47 yaş / 6.550 gün 2003 46 yaş / 6.625 gün 48 yaş / 6.625 gün 2004 47 yaş / 6.700 gün 49 yaş / 6.700 gün 2005 48 yaş / 6.775 gün 50 yaş / 6.775 gün 2006 49 yaş / 6.850 gün 51 yaş / 6.850 gün 2007 50 yaş / 6.925 gün 52 yaş / 6.925 gün 2008 51 yaş / 7.000 gün 53 yaş / 7.000 gün 2009 ve Sonrası 53 yaş / 7.200 gün 55 yaş / 7.200 gün Kısmi Emeklilik 52 yaş / 4.500 gün 54 yaş / 4.500 gün Kademeli Emeklilik, Türkiye’deki sosyal güvenlik sistemi tartışmalarında, sigorta başlangıç tarihine göre emeklilik yaşının ve prim gün sayısının keskin bir sınırla değil, yıllara yayılarak ve basamaklı (kademeli) bir şekilde artmasını ifade eden bir kavramdır. EYT (Emeklilikte Yaşa Takılanlar) yasasının çıkmasının ardından, çalışma hayatına 1999 yılı ve sonrasında başlayan milyonlarca çalışanın en büyük talebi haline gelmiştir. Konuyu en geniş ve anlaşılır haliyle şu başlıklar altında özetleyebiliriz: Sorunun Kaynağı: "Bir Günlük" Uçurum Türkiye'de 8 Eylül 1999 tarihinde sosyal güvenlik sisteminde köklü bir değişikliğe gidildi ve emeklilik için "yaş" şartı getirildi. Geçtiğimiz yıllarda çıkan EYT yasası ile 8 Eylül 1999 ve öncesinde sigorta girişi olanlar için bu yaş şartı kaldırıldı. Ancak sorun tam da burada başladı: 8 Eylül 1999'da işe giren bir çalışan, prim gününü doldurduğunda yaş şartı aranmaksızın (örneğin 43-45 yaşlarında) emekli olabilme hakkı kazandı. 9 Eylül 1999'da (sadece bir gün sonra) işe giren bir çalışan ise mevcut yasaya göre emekli olabilmek için kadınlarda 58, erkeklerde ise 60 yaşını beklemek zorunda kaldı. Sadece bir günlük veya birkaç aylık sigorta girişi farkının, emeklilikte 15 ila 17 yıllık bir yaş farkı yaratması, 1999 sonrası sigortalılar tarafından adaletsizlik olarak değerlendirildi. Kademeli emeklilik talebi, bu "uçurumu" kapatmak için doğdu. Kademeli Emeklilik Sistemi Nasıl İşler? Kademeli emeklilik, yaş ve prim şartının bir anda 58/60 yaşa fırlaması yerine, sigorta başlangıç yılına göre merdiven basamağı gibi yavaş yavaş artması prensibine dayanır. Kamuoyunda (özellikle EMADDER gibi sivil toplum kuruluşları tarafından) talep edilen modelin mantığı şudur: 1999 ile 2008 yılları arası işe girenler için ayrı bir yaş tablosu oluşturulması. Emeklilik yaşının 43'ten başlayarak sigorta giriş yılına göre (2000, 2001, 2002 vb.) her yıl için 1'er veya 2'şer yaş artırılması. Böylece 1999'da işe giren ile 2008'de işe giren arasında adil bir geçiş sürecinin sağlanması. Örnek Bir Kademeli Geçiş Senaryosu: İstenen sisteme göre; 2000 yılında işe giren bir erkeğin 46 yaşında, 2004 yılında işe giren bir erkeğin 49 yaşında, 2008 yılında işe giren bir erkeğin ise 53 yaşında emekli olması talep edilmektedir. (Mevcut sistemde hepsinin 60 yaşını beklemesi gerekmektedir.) Kimleri Kapsıyor? Gündemdeki kademeli emeklilik tartışmaları ve Meclis'e sunulan kanun teklifleri temel olarak 9 Eylül 1999 ile 30 Nisan 2008 tarihleri arasında ilk kez sigortalı olarak çalışmaya başlayan 4A (SSK), 4B (Bağ-Kur) ve 4C (Emekli Sandığı) çalışanlarını kapsamaktadır. Ayrıca Bağ-Kur'lu esnaf ve memurlar için var olan 9000 prim günü şartının, SSK'lılar gibi 7200 güne eşitlenmesi (prim eşitlemesi) talebi de bu kapsamda değerlendirilmektedir. Mevcut Durum ve Gerçekler Şu anki tabloya gerçekçi bir pencereden bakmak gerekirse: Resmi Bir Yasa Yok: Kademeli emeklilik şu an için yürürlükte olan bir yasa değil, güçlü bir sivil toplum ve muhalefet talebidir. Hükümetin Tavrı: Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, defalarca mevcut sistemde (yaş ve prim şartlarında) bir değişiklik planlamadıklarını, yeni bir EYT benzeri düzenlemenin gündemlerinde olmadığını açıklamıştır. Beklentiler: Konunun uzmanları, bu talebin tabandan çok güçlü geldiğini belirterek, önümüzdeki genel seçim (2027) sürecinde siyasetin bu sese kayıtsız kalamayacağını ve konunun yeniden masaya yatırılacağını öngörmektedir. Meclis'e sunulan çeşitli kanun teklifleri de bu beklentiyi canlı tutmaktadır.