Hangi çılgın bana zincir vuracakmış

Yayınlanma: 11.03.2026 17:09 Güncelleme: 11.03.2026 17:09

Türk milletinin bağımsızlık mücadelesinin simgesi olan İstiklal Marşı’nın Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edilişinin üzerinden 105 yıl geçti

Mehmet Akif Ersoy tarafından “Kahraman Ordumuza” ithafıyla kaleme alınan İstiklal Marşı, 12 Mart 1921’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde büyük bir coşku ve alkışlar eşliğinde kabul edilerek Türk milletinin bağımsızlık sembolü haline geldi. MİLLİ MÜCADELE’NİN RUHUNU YANSITACAK BİR MARŞ ARAYIŞI Kurtuluş Savaşı’nın sürdüğü yıllarda, milletin verdiği bağımsızlık mücadelesini anlatacak bir milli marş ihtiyacı doğdu. Bunun üzerine dönemin Maarif Vekaleti tarafından bir yarışma düzenlendi. Yarışmaya katılımı teşvik etmek amacıyla 500 lira ödül konuldu ve ülkenin dört bir yanındaki şairlere çağrı yapıldı. Gazeteler aracılığıyla duyurulan yarışmaya kısa sürede yoğun ilgi gösterildi. Altı ay içerisinde tam 724 şiir Ankara’ya gönderildi. Gönderilen eserler, Maarif Vekaleti bünyesinde oluşturulan bir komisyon tarafından tek tek incelendi ve değerlendirme sonucunda altı şiir finale kaldı. MEHMET AKİF YARIŞMAYA ÖNCE KATILMAK İSTEMEDİ Para ödülü olması nedeniyle yarışmaya katılmak istemeyen Burdur Milletvekili Mehmet Akif Ersoy, dönemin Maarif Vekili Hamdullah Suphi Tanrıöver’in ısrarı üzerine fikrini değiştirdi. Tanrıöver, Mehmet Akif’e gönderdiği mektupta, milletin ruhunu yansıtacak en güçlü şiiri ancak onun yazabileceğini ifade ederek marş yazması için ricada bulundu. Bu çağrı üzerine Mehmet Akif Ersoy, Ankara’da kaldığı Taceddin Dergâhı’nda kaleme aldığı şiiri yarışmaya gönderdi. Türk ordusuna ithaf edilen bu şiir, kısa sürede büyük beğeni topladı. TBMM’DE ALKIŞLARLA KABUL EDİLDİ Seçici kurul tarafından finale kalan şiirler TBMM’ye sunuldu. İstiklal Marşı ilk kez 1 Mart 1921’de milletvekillerinin takdirine sunuldu. Ardından yapılan görüşmeler ve değerlendirmelerin ardından 12 Mart 1921’de yeniden Meclis gündemine geldi. Hamdullah Suphi Tanrıöver, Mehmet Akif Ersoy’un şiirini Meclis kürsüsünden okudu. “Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak…” dizeleri Meclis salonunda büyük bir heyecan ve coşkuyla karşılandı. Milletvekilleri marşı ayakta dinledi ve şiir her satırında alkışlarla kesildi. Yapılan oylama sonucunda İstiklal Marşı, büyük çoğunluk anlamına gelen “ekseriyet-i azime” ile kabul edildi ve Türkiye’nin milli marşı oldu. ÖDÜLÜ BAĞIŞLADI Marşın kabul edilmesinin ardından Mehmet Akif Ersoy’a yarışma kapsamında verilen 500 liralık ödül kendisine takdim edilmek istendi. Ancak Ersoy bu parayı kabul etmedi ve ödülü kadın ve çocuklara mesleki eğitim veren Darül Mesai Vakfı’na bağışladı. Ayrıca İstiklal Marşı’nı kendi şiir kitabı olan Safahat’a dahil etmeyerek bu eserin yalnızca kendisine değil, Türk milletine ait olduğunu ifade etti. BESTELENMESİ İÇİN AYRI YARIŞMA YAPILDI İstiklal Marşı’nın kabul edilmesinin ardından marşın bestelenmesi için yeni bir yarışma açıldı. Bu yarışmaya 24 besteci katıldı. 1924 yılında yapılan değerlendirme sonucunda Ali Rıfat Çağatay’ın bestesi kabul edilerek kullanılmaya başlandı. Ancak 1930 yılında yapılan düzenlemeyle bugün kullanılan beste yürürlüğe girdi. Günümüzde İstiklal Marşı, Osman Zeki Üngör’ün bestesiyle okunuyor. Marşın armonisi Edgar Manas tarafından yapılırken, bando düzenlemesi ise İhsan Servet Künçer tarafından hazırlandı. SADECE İLK İKİ KITASI OKUNUYOR Toplam dokuz dörtlük ve bir beşlikten oluşan İstiklal Marşı’nın protokol gereği yalnızca ilk iki kıtası bestesi eşliğinde okunuyor. Diğer bölümler ise şiir olarak yer alıyor. Aradan geçen 105 yıla rağmen İstiklal Marşı, Türk milletinin bağımsızlık ruhunu, vatan sevgisini ve özgürlük iradesini en güçlü şekilde anlatan eserlerden biri olarak varlığını sürdürüyor. Mehmet Akif Ersoy’un kaleme aldığı bu ölümsüz eser, bugün de her törende ve her önemli günde aynı gurur ve saygıyla okunmaya devam ediyor.  

Devamını Okumak İçin Tıklayınız