Erken tanı körlüğün önüne geçiyor
Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göz Hastalıkları Kliniği Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Akçay, glokomun erken tedavi edilmediği zaman körlüğe kadar gidebildiğini belirterek "Artık bunu ilaç lazer ya da cerrahi tedavilerle engelleyebiliyoruz" dedi.
Halk arasında "göz tansiyonu" olarak bilinen glokom, erken teşhis edilmediğinde ilerleyerek görme kaybına ve körlüğe kadar gidebilen önemli göz hastalıkları arasında yer alıyor. Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göz Hastalıkları Kliniği Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Betül İlkay Sezgin Akçay, Dünya Glokom Haftası dolayısıyla AA muhabirine yaptığı açıklamada, dünyada kataraktan sonra körlüğün en önemli ikinci nedeninin glokom hastalığı olduğunu söyledi. Glokomun "göz tansiyonu" olarak da bilinen bir görme siniri hastalığı olduğunu anlatan Akçay, "Glokom, sinsi ilerleyen bir hastalık. Bu yüzden hastalar tanı aldıklarında glokom hastalıkları ilerlemiş olabiliyor." dedi. Akçay, bu nedenle özellikle belli risk grubundaki kişilerin mutlaka düzenli kontrollerini, göz tansiyonu ölçümlerini, görme siniri muayenelerini, gerekirse görme alanı tetkiklerini yaptırmaları gerektiğini vurguladı. Ailesinde glokom hikayesi olanlar, annede, babada, kardeşte, birinci derece yakınlarda göz tansiyonu bulunan kişilerin özellikle risk faktörü kapsamında olduğunu belirten Akçay, bunun dışında daha öncesinde göz içi cerrahi geçirmiş olan kişiler ve diyabet hastalarının da belli aralıklarla mutlaka göz tansiyonlarını ölçtürmeleri gerektiğini kaydetti. "Rutin kontroller bu hastalık grubunda oldukça önemli" Prof. Dr. Akçay, hastalığın erken belirti vermediğini belirterek, "Bazı tipleri dışında genellikle kişiler kendilerinde glokom olduğunu anlamıyorlar. Ancak rutin kontrollerde göz içi basınç düzeyinin yüksek çıkması, 21 milimetre civanın üzerinde çıkması ya da yapılan birtakım özellikli görme siniri tetkikleri ya da görme alanı tetkikleriyle biz glokom tanısını koyabiliyoruz. Dolayısıyla rutin kontroller bu hastalık grubunda oldukça önemli." ifadelerini kullandı. Hastalığın genellikle ileri yaşta görüldüğünü ancak çocuk hastaların da olduğundan bahseden Akçay, "Genetik yatkınlık özellikle çocuk yaş grubunda daha ön planda. Onun dışında ileri yaşta da ailesel yatkınlık önemli oluyor. Glokom, tanı almadığı, erken tedavi edilmediği zaman körlüğe kadar gider. Fakat artık bir hasta glokom tanısı aldığında, ilaç, lazer ya da cerrahi tedavilerle bu körlüğe gidişini engelleyebiliyoruz." diye konuştu. Akçay, özellikle ailesinde glokom olan risk faktörü kapsamındaki kişilerin kontrollerini aksatmaması, herkesin de yılda en az bir kez göz muayenesi olması ve göz tansiyonunu ölçtürmesi tavsiyesinde bulundu. "Tül perdenin arkasından bakar gibiydim" Şeker hastalığına bağlı glokom hastası olan 58 yaşındaki Mahmut Biz de rutin kontrollerin önemine dikkati çekti. Zaman içerisinde görme kaybı yaşadığını aktaran Biz, "Görme kaybı sanki bir tül perdenin arkasından bakar gibi bir hal aldı. Doktorlarım da bunu fark etti ve acilen müdahale etme durumunda olduklarını bildirdi. Müdahale sonucunda da normal eski sağlığıma kavuştum. Şu an sorunsuz bir şekilde hayatıma devam ediyorum. Ailemde gözle ilgili şimdiye kadar hiç kimsede problem olmamıştı." şeklinde konuştu. Biz, "O tül perde kalktı. Rahat rahat günlük hayatıma devam edebiliyorum, araç kullanabiliyorum, sıkıntı çekmeden okuyabiliyorum." dedi.