Erdoğan amca diktiği 12 bin fidanla bozkırı yeşille buluşturdu

Yayınlanma: 19.04.2026 11:43 Güncelleme: 19.04.2026 11:43

Nevşehir'in Derinkuyu ilçesine bağlı Suvermez beldesinde yaşayan 71 yaşındaki Erdoğan Yücel, 2014 yılında bir hayalle başladığı ağaçlandırma çalışmasında, diktiği 12 bin fidanla bozkırı yeşille buluşturdu.

Nevşehir'in Derinkuyu ilçesine bağlı Suvermez beldesinde yaşayan 71 yaşındaki Erdoğan Yücel, 2014 yılında bir hayalle başladığı ağaçlandırma çalışmasında, diktiği 12 bin fidanla bozkırı yeşille buluşturdu.   Gününün büyük bölümünü ağaçlandırdığı alanda geçiren Yücel, özveriyle 12 yıldır gönüllü olarak diktiği fidanlara gözü gibi bakıyor. Çalışmasını kolaylaştırması amacıyla Suvermez Kasabası Kültür ve Yardımlaşma Derneğini kuran Yücel, 340 bin metrekarelik alanının meradan ormanlık statüsüne dönüştürülmesini de sağladı. Erdoğan Yücel, AA muhabirine, yeşile hasret beldeye değerli bir miras bırakıp gelecek nesillerden dua alabilme hedefiyle fedakarca gayret ettiğini söyledi. Çalışmasına dernek yönetimi ve gurbetteki hemşehrilerinin de destek verdiğini anlatan Yücel, ilerleyen yaşına rağmen bütün gücünü ağaçlandırma için harcadığını dile getirdi. Derneğe maddi yük olmaması için eleman tutmadıklarını ifade eden Yücel, "Beldede fazla durmuyorum, canım sıkılıyor. Bu ağaçlara bir evladım gibi bakıyorum, sulamasını yapıyorum. Gezip kontrol ederek, günün yüzde 80'ini burada geçiriyorum. Her fidanda emeğim var." dedi. - "Zoru başarmaktan çok büyük zevk alırım" Yücel, alanın gelecekte belde halkının ağaçlar arasında farklı etkinlikler yapabileceği bir mesire yeri olarak kullanılmasını arzu ettiğini vurguladı. Ağaç sevgisine geçmişten beri sahip olduğunu ancak alandaki çalışmalara başlamasıyla bunun sevdaya dönüştüğünü dile getiren Yücel, şunları kaydetti: "Bazen bana 'Çok çalışıyorsun' diyorlar. Buradan bir beklentim yoktur. Allah rızası ve burayı gelecek nesillere yetiştirmek için efor sarf ediyorum, emek veriyorum. Yeter ki burası güzel bir mesire alanı olsun. Gençlerimize ve Suvermez'e armağan olsun diyorum. Başlangıçta bayağı sıkıntılar çektik. Burayı meradan ormana çevirdiğimiz zamandan itibaren bir takım tepkiler de aldık. 'Mera gidiyor' diye halk ve çobanlarımız arasında da bir sıkıntı oldu ama ilk ağaçları dikmeye başladığımızda burası kırsal bir yerdi. 'Bu ağaçları yetiştireceğim, bu işi başaracağım' dedim. Zoru başarmaktan çok büyük zevk alırım. Verdiğim sözü illaki yerine getireceğim. Ne pahasına, ne olursa olsun. Onun için bu ağaçları yetiştirmek boynumun borcu oldu ve gece gündüz çalıştım. Bazı çamlarımızda kuruma var. Benim içime hançer saplanmış gibi oluyor. Senelerce emek verdiğim bir çamın kurumasında, abartmak gibi olmasın da 'Bir evladım hastalanmış, bir yakınım ölmüş' gibi hissediyorum. Böyle içinde gezip şu yeşilliği gördük ya gelecek nesillere güzel bir yer armağan etmekten dolayı kendimle gurur duyuyorum."

Devamını Okumak İçin Tıklayınız