Bu iş sabretmeyi öğretti

Yayınlanma: 14.04.2026 09:26 Güncelleme: 14.04.2026 09:26

Karaman’ın günlüğünü artık Hatice Karaca tutuyor. Gazete Anadolu muhabiri Hatice Karaca, “Karaman Günlüğü” köşesiyle şehrin nabzını tutacak.

Karaman’da yaşayan Eşe Selvidal, küçük bir başlangıçla adım attığı küçükbaş hayvancılıkta yıllar içinde edindiği deneyimle hem ailesinin geçimine katkı sağlıyor hem de kadın emeğinin üretimdeki yerini gözler önüne seriyor. Çocukluk yıllarından itibaren hayvancılıkla iç içe bir yaşam süren Selvidal, zorlu koşullara rağmen üretimden kopmayarak kırsalda ayakta kalma mücadelesi veriyor. Aslen Silifkeli olan ve evlendikten sonra Karaman’a yerleşen Selvidal, yaşam öyküsünü anlatırken farklı sektörlerde çalıştıktan sonra aile hayatına odaklandığını, çocuklarını büyüttükten sonra ise yeniden üretime dönme kararı aldığını söyledi. İki kız ve bir erkek çocuk annesi, beş torun sahibi Selvidal, bir dönem hayvancılığı bıraktıklarını ancak üretimden uzak kalmanın kendisini mutlu etmediğini dile getirdi. Yaklaşık sekiz yıl önce yalnızca sekiz kuzu ile yeniden başladığını belirten Selvidal, “İçimde hep bu işi yapma isteği vardı. Küçük bir adımla başladım ama zamanla büyüttük. Şimdi hem etinden hem sütünden faydalanıyoruz. Geçimimizi buradan sağlıyoruz. Bu iş sevmeden yapılmaz, sevgi olmadan hayvancılık yürümez” dedi. Hayvancılığın sadece fiziksel emek değil aynı zamanda sabır ve bağlılık gerektirdiğine dikkat çeken Selvidal, özellikle kış aylarının üreticiler için en zorlu dönem olduğunu vurguladı. Soğuk hava şartları, yem temini ve hayvan bakımı gibi konuların ciddi bir yük oluşturduğunu ifade eden Selvidal, bahar aylarıyla birlikte doğumların başlamasının tüm zorlukları unutturduğunu söyledi. Teknolojinin sektöre getirdiği kolaylıklara da değinen Selvidal, geçmişte tamamen el emeğine dayanan işlerin bugün daha pratik hale geldiğini belirterek, “Eskiden sağım ve bakım çok daha zordu. Şimdi makineler var, işler daha hızlı ve hijyenik oluyor. Bu da hem zamandan tasarruf sağlıyor hem de verimi artırıyor” diye konuştu. Hayvanlarla kurduğu bağın kendisi için ayrı bir anlam taşıdığını dile getiren Selvidal, onların sadece bir geçim kaynağı değil, aynı zamanda hayatının bir parçası olduğunu ifade etti. “Hayvanlar sesimi tanır, çağırdığımda gelir. Onlarla ilgilenmek bana iyi geliyor. Adeta bir terapi gibi. Sevmeden bu işi yapmak mümkün değil” sözleriyle mesleğine duyduğu bağlılığı anlattı. Kadınların hayvancılık sektöründe aktif rol almasına rağmen yeterince görünür olmadığını belirten Selvidal, kadın emeğinin çoğu zaman arka planda kaldığını vurguladı. Kadınların üretimde daha fazla desteklenmesi gerektiğini ifade eden Selvidal, “Kadınlar bu işin içinde ama çoğu zaman görünmüyor. Oysa büyük emek veriyoruz. Daha fazla öne çıkmamız ve desteklenmemiz gerekiyor” dedi. Zaman zaman yaşanan hayvan kayıplarının kendisini derinden etkilediğini anlatan Selvidal, emeğin karşılığını her zaman almanın mümkün olmadığını ancak buna rağmen üretmekten vazgeçmediğini söyledi. “Bir kuzuyu kaybettiğimde çok üzülüyorum. Emek veriyorsun, büyümesini görmek istiyorsun. Ama bu işin doğasında bu da var. Yine de pes etmiyoruz” ifadelerini kullandı. Gençlere ve özellikle kadınlara üretim çağrısında bulunan Selvidal, tüketim yerine üretimin tercih edilmesi gerektiğini belirterek, “Fırsat bulan herkes üretmeli. Bu iş zor ama imkansız değil. Severek yapıldığında hem kazanç sağlıyor hem de insanı hayata bağlıyor” dedi. Hayvancılığın kendisine yalnızca ekonomik kazanç sağlamadığını, aynı zamanda yaşam disiplini kazandırdığını da vurgulayan Selvidal, sözlerini şöyle tamamladı: “Bu iş bana sabretmeyi, emek vermeyi ve üretmenin değerini öğretti. Maddi manevi çok şey kattı. Zor yanları var ama sevdiğim için devam ediyorum.”

Devamını Okumak İçin Tıklayınız