malatya escort bursa escort antalya escort konya escort mersin escort “ÜRETMEK TOPRAKLARIMIZI SAVUNMAKTIR”
Advert

Advert

“ÜRETMEK TOPRAKLARIMIZI SAVUNMAKTIR”

Pankobirlik Genel Başkanı Recep Konuk, Sürekli üretici ortaklarımızla istişare halindeyiz.

“ÜRETMEK TOPRAKLARIMIZI SAVUNMAKTIR”
“ÜRETMEK TOPRAKLARIMIZI SAVUNMAKTIR” Admin
Bu içerik 12958 kez okundu.
Advert

Pankobirlik Genel Başkanı Recep Konuk, Sürekli üretici ortaklarımızla istişare halindeyiz. Biz şuna inanıyoruz, çiftçi gücünü topraktan ve üretimden alır, bizim gücümüz 900 bini bulan üretici ortaklarımızdır. Üretici bu toprakların geleceğidir, üretmek topraklarımızı savunmaktır, Türkiye'nin geleceği üretimdir.Torku üretmeye devam edecektir” dedi.

2000’li yılların başında yatırım stratejisini daha çok üreterek daha çok ürettirmek olarak belirleyen

Karamanoğlu Mehmetbey Gazeteciler Cemiyet Başkanı Hüseyin Oğuz ile görüşen Pankobirlik Genel Başkanı Recep Konuk,Daha çok tesis, daha çok ürün diyerek yola çıktıklarını  belirterek: “Allah’a şükür üreticimize mahcup olmadık. Önce asıl işimizi yani şeker pancarı tarımını büyüttük. Sonra aldığımız ürün sayısını her yıl üstüne koyarak arttırdık.

Konya Şeker, üreticiye kazandırdığı 45 üretim tesisinde 32 çeşit tarımsal ve hayvansal ürün alımı yaptı. 2000’li yılların başında sadece şeker pancarı alımı yapabilen ve üreticisine 50 Milyon 894 Bin TL ürün bedeli ödeyebilen Konya Şeker, 2019 yılında 32 çeşit ürün için toplamda üreticilere 2 Milyar 547 Milyon 216 Bin 503 TL ödeme yaptı. Bölgede üretilmeyen fındık ve Antep fıstığı hariç tarımsal girdilerin tamamını bölge üreticisinden temin eden ve sözleşmeli ürettirdiği ürünler için avans desteği veren Konya Şeker,  toplam ürün bedelinin yaklaşık üçte birini daha ürünü teslim almadan üreticiye avans olarak verdi. Konya Şeker’in sözleşmeli ekim yaptırdığı pancar ve patates gibi ürünlerde avans ödemesinin ürün bedeline oranı %60’ı geçerken, toplam ürün bedeli ödemesi bir önceki yıla göre %10 arttı. Daha çok tesis daha çok ürün diyerek yola çıktıklarını hatırlatan PANKOBİRLİK Genel Başkanı Recep Konuk, “alımını yaptığımız tarımsal ve hayvansal girdi sayısı 32’ye ulaştı. Bunlardan bölgede yetişmeyen ikisi hariç hepsini bölge çiftçisinden temin ediyoruz. Ürün çeşitliliği bu kadar artmayacak, açığa ekim devam edecek ve üreticinin ürettiği ürün değerini bulamayacaktı. Bizim üreticimizin tarlaya attığı tohumun hem miktarı artıp hem de çeşidi çoğalınca hem üreticinin ekonomisi büyüdü hem de o tarlaya atılan tohumlar büyük bir ekonomik zincir oluşturdu. Fabrikalar üretim tesisleri hep o tarlaya atılan tohumla çalışıyor, yani fabrikaların üretim şalteri üreticimizin tohumu tarlaya atmasıyla kalkıyor, yaklaşık 19 bin kamyonun tekeri o atılan tohumla dönmeye başlıyor. Çiftçimizin kendi traktörleriyle ürün getirmek için fabrika nizamiyesinden girişler hariç kantarlardan, tarladan hammadde nakliyesi için 100.000 kamyon nizamiyelerimizden fabrikalarımıza giriyor, üretilen ürünleri ülkenin dört bir yanına ulaştırmak için de her yıl 250.000 kamyon nizamiyemizden çıkıyor. Üreticimize ödediğimiz 2 Milyar 547 Milyon 216 Bin 503 TL’lik tarımsal girdi nakliye sektöründe de geçtiğimiz yıl 300 milyon TL’lik iş hacmi üretti. Yani tarlada başlayan bir hareket esnaf ayağını, market, bakkal, lokanta, büfe ayağını da düşündüğünüzde devasa bir zinciri harekete geçiriyor. İşin özü tarlada ne kadar çok hareket olursa hem tarlada hem devasa zincirde o kadar çok bereket olur” dedi. 

KONYA ŞEKER, BİR ÖNCEKİ YILA GÖRE ÇİFTÇİYE %10 DAHA FAZLA ÖDEME YAPTI

2000’li yılların başında yatırım stratejisini daha çok üreterek daha çok ürettirmek olarak belirleyen Konya Şeker, 2019 yılında çiftçiden şeker pancarı, süt, besi (büyükbaş/küçükbaş), yağlık ayçiçeği, fındık, mısır, patates, buğday, Antep fıstığı, soğan, yonca, sap balyası, üzüm, mısır silajı, havuç, elma, fasulye, nar, kırmızı mercimek, nohut, yeşil mercimek, tritikale, yağlık kanola, arpa, kavun, barbunya, bezelye, fiğ, karpuz, yem bezelyesi ve yulaf olmak üzere 32 kalem ürün aldı ve bunun karşılığında 2 Milyar 547 Milyon 216 Bin 503 TL ödeme yaptı. 2000’li yılların başında sadece şeker pancarı alımı yapabilen ve üreticisine 50 Milyon 894 Bin TL ürün bedeli ödeyebilen Konya Şeker, bölgede üretilmeyen fındık ve Antep fıstığı hariç tarımsal girdilerin tamamını bölge üreticisinden temin etti. Sözleşmeli ürettirdiği ürünler için avans desteği veren Konya Şeker,  toplam ürün bedelinin yaklaşık üçte birini daha ürünü teslim almadan üreticiye avans olarak ödedi. Konya Şeker’in sözleşmeli ekim yaptırdığı pancar ve patates gibi ürünlerde avans ödemesinin ürün bedeline oranı %60’ı geçerken, toplam ürün bedeli ödemesi bir önceki yıla göre %10 arttı.

KONYA ŞEKER’İN YATIRIMLARI SAYESİNDE EKONOMİ DE CANLANIYOR

Daha çok tesis, daha çok ürün diyerek yola çıktıklarını hatırlatan PANKOBİRLİK Genel Başkanı Recep Konuk, “Allah’a şükür üreticimize mahcup olmadık. Önce asıl işimizi yani şeker pancarı tarımını büyüttük. Sonra aldığımız ürün sayısını her yıl üstüne koyarak arttırdık. Yani daha çok ürüne ve daha çok üreticiye Konya Şeker güvencesi sunduk. Daha çok araziye iş bulduk, açığa ekim yapmak zorunda kalan üretici sayısını azalttık. 2019 itibarıyla alımını yaptığımız tarımsal ve hayvansal girdi sayısı 32’ye ulaştı. Bunlardan bölgede yetişmeyen ikisi hariç hepsini bölge çiftçisinden temin ediyoruz. Şimdi bunların üzerine bölgede ekonomik olarak üretilebileceklerini ilave edeceğiz ancak bunun yanında bir şey daha yapacağız, aldığımız ürünlerin tonajını arttıracağız. Odaklanacağımız noktalardan biri ve birincisi bu olacak. Yani daha çok süt, daha çok besi, daha çok buğday, daha çok mısır, arpa, patates, üzüm elma... Pazarlardaki payımız büyüdükçe bu üretime de yansıyacak ve üretim de bizim pazardaki büyümemizle senkronize bir şekilde artacak. Biz lokomotifleri raylara yerleştirdik artık o lokomotifin peşine vagonları ilave etmek öncelikle satıştaki, ihracattaki becerileriyle bizim arkadaşlarımızın sonrasında da artan talep için daha fazla üretecek üreticimizin işi. Yani daha çok üretmek ve üreticimizin tarımsal gelirini katlayarak büyütmek artık bizim elimizde, üreticinin kendi elinde. Ürün çeşitliliği bu kadar artmayacak, açığa ekim devam edecek ve üreticinin ürettiği ürün değerini bulamayacaktı. Bizim üreticimizin tarlaya attığı tohumun hem miktarı artıp hem de çeşidi çoğalınca hem üreticinin ekonomisi büyüdü hem de o tarlaya atılan tohumlar büyük bir ekonomik zincir oluşturdu. Fabrikalar, üretim tesisleri hep o tarlaya atılan tohumla çalışıyor yani fabrikaların üretim şalteri, üreticimizin tohumu tarlaya atmasıyla kalkıyor, yaklaşık 19 Bin kamyonun tekeri o atılan tohumla dönmeye başlıyor. Yani en az 19 Bin kamyoncu da üreticinin ürününü tarladan fabrikalara, fabrikada üretileni bölge depolarına, distribütörlere taşıyor. Şehir içi market, bakkal, esnaf, lokanta dağıtımlarını saymadan söylüyorum, çiftçimizin kendi traktörleriyle ürün getirmek için fabrika nizamiyesinden girişler hariç kantarlardan, tarladan hammadde nakliyesi için 100.000 kamyon nizamiyelerimizden fabrikalarımıza giriyor, üretilen ürünleri ülkenin dört bir yanına ulaştırmak için de her yıl 250.000 kamyon nizamiyelerimizden çıkıyor. Yani ürün getirmek ve götürmek için ortalama 150 Milyon km’den her yıl 350.000 kamyon seferi yapılıyor tesislerimizden. Bu kamyonların ürün getirmek ve dağıtmak için kat ettiği mesafeleri uç uca ekleseniz dünyanın çevresini 3.750 kez dolaşıyorlar. Üreticimize ödediğimiz 2 Milyar 547 Milyon 216 Bin 503 TL’lik tarımsal girdi nakliye sektöründe de geçtiğimiz yıl 300 milyon TL’lik iş hacmi üretti. Yani tarlada başlayan bir hareket esnaf ayağını, market, bakkal, lokanta, büfe ayağını da düşündüğünüzde devasa bir zinciri harekete geçiriyor. İşin özü tarlada ne kadar çok hareket olursa hem tarlada hem devasa zincirde o kadar çok bereket olur” diye konuştu.

BU BEREKETLİ TOPRAKLARDAN ÜRETİCİMİZ İÇİN DAHA ÇOK ZENGİNLİK ÜRETECEĞİZ

Konya Şeker’in geçen yıla oranla çiftçiye yüzde 10 daha fazla ürün bedeli ödemesi yaptığını belirten Başkan Konuk, açıklamasını şöyle sürdürdü: “66 yıldır Konya çiftçisi pancar ekiyor. 66 yıldır da biz bu pancarı alıp işliyoruz. O pancardan ürettiğimiz şekeri daha 13-14 yıl öncesine kadar çuvallara, kamyonlara doldurup ekseriyetini sanayiye, geri kalanını da perakendeciye gönderiyorduk. O şeker, bir mamul ürünün içine girip tekrar Konya’ya geliyordu, başka başka illere hatta yurtdışına gidiyordu. Yani süreci biz başlatıyorduk, aslan payı başkalarında kalıyordu. Niçin? Çünkü o şekeri, kekin, gofretin, bisküvinin, fındık kremasının içine başkaları sokuyordu. Biz sadece kristal şekerin geliriyle iktifa ediyorduk. Bunu sadece Konya Şeker için söylemiyorum. Konya için söylüyorum, ülkemiz için söylüyorum. İşin esası şudur; ürettiğiniz ürünü ne kadar çok işlerseniz o üründen oluşan katma değerden o kadar çok pay alırsınız. İşte bu gerçeği görebilenler bugün gıdaya da tarıma da hükmediyorlar. Burada atacağınız adım sadece kar anlamına da gelmiyor, sizin ülkenizde, dünyada yerinizi de belirliyor. Biz önce şeker Konya’dan işlenmeden çıkmasın diye bir yola çıktık. Şekerimizi çikolatanın, kekin, bisküvinin içinde daha katma değerli pazarladık. Bundan cesaret aldık, Konya’da üretilen veya üretilebilecek her ürünü katma değerli hale getirme hedefini önümüze koyduk ve büyük bir mesafe aldık. İnşallah yaptığımız iş şimdi çeşitlendi hacimsel olarak da katlanarak büyüyecek ve bu bereketli topraklardan üreticimiz için daha çok zenginlik üreteceğiz.”

YERLİ MAYAYI ÜRETTİK, DIŞA BAĞIMLILIK GARABETİNE SON VERDİK

Milletimizin Asya Steplerinden Anadolu’ya yolculuğunda yanında getirdiği ve Türklerin binlerce yıllık katığı olan yoğurdu dünyanın bizden öğrendiğini söyleyen PANKOBİRLİK Genel Başkanı Recep Konuk “Biz Panagro Et-Süt Entegre Tesisi Yatırımına başladığımızda bir garabetle karşılaştık. Biz bir çiftçi kooperatifiyiz, on binlerce çiftçimizin istisnaları hariç hemen hepsi köyünde, evinde yoğurdunu kendi mayası ile çalarken, endüstriyel üretimde ithal mayadan başka seçenek yoktu. Belki Anadolu’da onlarca çeşit yoğurt mayası kültürü vardı ama Türkiye olarak biz bunu büyük ölçekli üretimlerde kullanılacak şekilde çoğaltacak, sürdürülebilir şekilde üretilebilecek yatırıma sahip değildik. Yani yoğurdun sütü bizden, mayası eldendi. Halbuki süt her tarafta üretiliyor, sütü üretmek marifet değil ki, onu başka bir ürüne, bir üst versiyon gıda ürününe taşıyan mayası. O marifet kimsede yokken milletimiz o marifeti binlerce yıl önce sergilemiş. Orta Asya’da Türk süvarilerinin dağlarda at koştururken ok ve kılıç dışında iki ayrılmaz donanımı daha vardı. Deri yoğurt torbası ve tahta kaşık. Bunu tarihçiler yazıyor. 1.500’lü-1.600’lü yılların hatıratlarında var. Avrupalı diplomatlar, seyyahlar, Türklerin baş yemeğidir yoğurt diye not almışlar, gördüklerini, yaşadıklarını. Yoğurdu ayran yapıp içmemiz dikkatlerini çekmiş, başka milletten olanlar bunu içse hasta olur. Ama Türkler olmuyor diye hatıratlarında yazmışlar Türk mutfağı açısından yoğurdun önemini. Avrupalılar yoğurdu tanıdıkça, onun sağlığa faydalarına odaklanmış. Avrupalı doktorlar hastalarının tedavisinde tavsiye eder olmuş ve bizim yoğurdumuz tüm dünyaya yayılmış.  Sonra, onlar yoğurdu bizden öğrendiler, yoğurdu değil ama mayasını bize satmaya başladılar.  Yani, biz bizim olanı ele kaptırmıştık. Mayayı, yoğurdu üç beş asır önce tanıyanlar üretiyor ve bütün dünyaya hatta mucitlerine onlar satıyordu. Bizim ilk işimiz elbette bu garabete son vermek olmalıydı ve ilk talimatlarımızdan biri de o oldu. Yurt dışına ödediğimiz döviz bir yana asıl ayıp, asıl garabet mucidi olduğumuz, Türk milletiyle özdeşleşmiş yoğurdun mayasında dışa bağımlılıktı. Biz bu garabete son verdik” dedi.

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
MASKE ZORUNLU HALE GETİRİLDİ
MASKE ZORUNLU HALE GETİRİLDİ
İL SAĞLIK MÜDÜRLERİNİN GÖREVLERİ UZATILDI
İL SAĞLIK MÜDÜRLERİNİN GÖREVLERİ UZATILDI