“DEĞİŞİMİ BİZ YAPMAZSAK MİLLET SANDIKTA YAPAR”

 “DEĞİŞİMİ BİZ YAPMAZSAK MİLLET SANDIKTA YAPAR”
 “DEĞİŞİMİ BİZ YAPMAZSAK MİLLET SANDIKTA YAPAR” admin
Bu içerik 106 kez okundu.
Reklam

Cumhurbaşkanı ve Genel Başkan Recep Tayyip Erdoğan, Afyon NG Güral Termal Otel'de başlayan ve "Hep Birlikte, Büyük Hedeflere" temalı 26. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı'nın açılış konuşmasını yaptı.

"Sizlerle en son 2014 yılı Mayıs ayındaki 22. İstişare ve Değerlendirme Toplantı'mızda yine burada Afyonkarahisar'da bir araya gelmiştik. Bugün burada bin 275 kişilik bir aile olarak tekrar bir aradayız. Sadece bu tablo dahi AK Parti'nin, nasıl bir duvarın tuğlaları gibi birbirine kenetlenmiş bir parti olduğunu göstermektedir." diyen Erdoğan, yaklaşık 3,5 yıllık bir aranın ardından tekrar bir araya gelmekten Allah'a sonsuz hamd ettiğini ifade etti.

Erdoğan, bu sürede hem parti hem ülke olarak çok önemli hadiseler yaşanıldığını, çok ciddi imtihanlardan geçildiğini, partinin kuruluşunun 16'ncı, iktidarda bulunuşunun 15'inci yıl dönümüne tekabül eden bir zamanda yapılan bu toplantı vesilesiyle nereden gelindiğini, nerede bulunulduğunu ve nereye gidildiğini değerlendireceklerini bildirdi.

Erdoğan, ilk yola çıktıkları günden bugüne kadar hangi kademede olunursa olunsun AK Parti'ye gönül vermiş, AK Parti vasıtasıyla millete hizmet etmiş tüm arkadaşlarına teşekkürlerini iletti, göreve devam edenlere başarılar diledi, birlikte görev yaptıkları ancak daha sonra farklı alanlarda çalışmayı tercih eden veya emekliye ayrılmış olanlara da sağlık ve afiyetler temenni etti.

ORTAYA ÇIKAN TABLO ASLINDA AK PARTİ'NİN KARNESİDİR

Partinin iktidara gelişinden bu yana, Türkiye'nin temel yatırımlarında veya ekonomide kat edilen mesafeyi, cumhuriyet tarihinin tamamıyla mukayese edildiğinde ortaya çıkan tablonun aslında AK Parti'nin karnesi olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu karnenin her alanda milletin şükranla yâd ettiği başarılarla dolu olduğunu belirtti.

Erdoğan, kendilerinin de sık sık bu tabloyu hatırlatması gerektiğini ve buna yönelik hedeflerin çıtasını sürekli yükseltmesi gerektiğinin vurguladı.

"Biz, kendimize inanmazsak, kendimize güvenmezsek, kendimizi bu ihya hareketine hazır hissetmezsek milletimizin itimadını sağlayamayız." diyen Erdoğan, salona bulunanlara, "Şimdi sizlere sadece ana başlıklar itibarıyla hükümetlerimiz döneminde Türkiye'yi nereden nereye getirdiğimizin kısa bir özetini yapmak istiyorum. Bazıları bu hatırlatmayı bir tekrardan ibaret görebilir." şeklinde seslendi.

HER FIRSATTA EZBERDEN İFADE ETMENİZİ ÖZELLİKLE BEKLİYORUM

Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

"Ancak ben şunu biliyorum ki, bırakınız milletimizin tamamını kendi arkadaşlarımız arasında bile bu gerçeklerin, bu rakamların, bu reformların doğru şekilde farkında olmayanlar var, şahsım da dahil olmak üzere. Hâlbuki geçtiğimiz 15 yıldaki başarılarımız, gelecek vizyonumuzun en önemli referansı ve en önemli güven kaynağıdır. Bunun için her fırsatta bu hatırlatmaları yapmayı sürdüreceğim. Sizlerden de bunları milletimize her fırsatta ezberden ifade etmenizi özellikle bekliyorum.

Biz, hükümete geldiğimizde 'Dört temel taş üzerinde ülkemizi yükselteceğiz.' demiştik. Bunlar eğitim, sağlık, adalet ve emniyet. Bunlar bizim öncelikli alanımız, bunu böyle ilan ettik. Eğitimde ülkemizde mevcut olan 355 bin dersliğin üzerine bu sürede 270 bin derslik daha ilave ettik. Öğretmen sayımız 560 bin idi, bunu da 905 bine ulaştırdık. Üniversite sayımız 75 idi, bunu 185'e yükselterek, artık bugün Türkiye'de üniversitesi olmayan ilimiz kalmadı. 81 vilayetimizin tamamında üniversite var. Yani biz Güneydoğu'dan Doğu'dan öğrenci alıp, Orta Anadolu'ya Ankara'ya İstanbul'a değil, onlara maliyeti yüksek bir eğitim-öğretim anlayışı değil, tam aksine üniversiteyi aldık, bütün o yavrularımızın, gençlerimizin ayağına götürdük."

Yükseköğretim yurtlarının sayısının 190 olduğunu hatırlatan Erdoğan, bunu 752'ye yükselttiklerini, yatak kapasitesini de 182 binden 617 bine çıkardıklarını anlattı.

Sağlık alanında ülke genelinde bin 156 olan tesis sayısının 4 bin 682'ye yükseltildiğini, sağlık çalışanlarının mevcudunun da 378 binden 893 bine çıkarıldığını söyleyen Erdoğan, hastanelerin en modern teşhis ve tedavi cihazlarıyla donatılarak hizmet kalitesinin artırıldığını belirtti.

Şehir hastaneleri projelerinin hayata geçirilmeye başladığını hatırlatan Erdoğan, "Sağlık alanında bu bir zirvedir, bu bir taçlandırmadır. Şu ana kadar üçü hizmete giren, bu yıl bitmeden ikisini daha hizmete almayı planladığımız şehir hastanelerimizin sayısı, inşası sürenlerle birlikte 2020 yılına kadar 21'i bulacak. Proje ve ihale hazırlıkları süren 9 hastaneyle birlikte toplamda 30 şehir hastanesini milletimizin hizmetine sunmayı hedefliyoruz." diye konuştu.

Ulaştırma alanının, AK Parti iktidarlarının en parlak icraatlarını ortaya koyduğu alanlardan olduğunu dile getiren Erdoğan, bölünmüş yol uzunluğunun 6 bin 100 kilometreden 25 bin 200 kilometreye, karayolu tünelleri uzunluğunun da 50 kilometreden 365 kilometreye çıkarıldığını vurguladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ferhat gibi dağları deldiklerini ve Şirin'e ulaşmaya devam ettiklerini" söyledi.

Erdoğan, 26 olan havalimanı sayısının 55'e, yurt dışı uçuş noktalarının sayısının 60'tan 296'ya çıkarıldığını belirterek, şöyle konuştu:

"Bugün dünyada destinasyonlar itibarıyla birinci sıradaki hava hareketini Türk Hava Yolları yapıyor. Kimsenin gitmediği yerde biz varız. Ülkemiz halen bin 213 kilometre olan ve yenilerinin yapımı devam eden yüksek hızlı tren hatlarıyla da ilk defa bizim dönemimizde tanıştı. Daha önce hızlı tren, yüksek hızlı tren yok. Dedik ya 'Yol medeniyettir.' Bunu bizimle yakaladı. 'Su medeniyettir.' dedik, bunu da bizimle yakaladı. Birçok ilkler hamd olsun, bizimle ülkemize gelmiş bulunuyor."

ÜLKEMİZİN ÇEHRESİNİ DEĞİŞTİRDİK

Toplu konutta 43 bin olan konut sayısının 796 bine yükseltilerek adeta ülkenin çehresinin değiştirildiğine işaret eden Erdoğan, Başbakanlık Toplu Konut İdaresi Başkanlığının (TOKİ) ilk olarak acil konut ihtiyacını karşılayacak projelere yoğunlaştığını, şu an şehircilik kalitesini yükseltecek projelerle yoluna devam ettiğini dile getirdi.

Cumhuriyetin ilk 79 yılında toplam 276 baraj yapıldığını, bu sayının bin 451'e çıkarıldığını aktaran Erdoğan, şöyle devam etti:

"'Su medeniyettir.' Hidroelektrik santrallerinin sayısını 105'ten 510'a, üretilen elektrik miktarını yıllık 26 milyar kilovat saatten, 68 milyar kilovat saate yükselttik. Tarımsal gayri safi milli hasılamızı 2002 yılındaki 37 milyar lira seviyesinden geçtiğimiz yıl itibarıyla 158 milyar liraya çıkardık. Son 15 yılda verdiğimiz tarımsal desteklerin toplamı 105 milyar liradır. Sanayi üretimimizin büyümesinde son 15 yılda hizmete aldığımız 104 yeni organize sanayi bölgesinin şüphesiz ki önemli payı var. Organize sanayi bölgelerinde istihdam edilen kişi sayısı 415 bin 1 milyon 700 bine yükselirken hizmete giren 68 teknopark, 637 araştırma geliştirme merkezi, sağlanan yaklaşık 5 milyar lira KOSGEB desteği ile sanayicilerimizin rekabet gücünü artırdık."

TERÖRLE MÜCADELEDE KARARLILIK VURGUSU

Savunma sanayisi alanında kat edilen mesafeyi önemli gördüğünün altını çizen Erdoğan, savunma ve havacılık cirosunun bir milyar dolardan geçen yıl itibarıyla 6 milyar dolara çıkarıldığını, 66 olan proje sayısının 543'e yükseltildiği bilgisini verdi.

Erdoğan, savunma sanayisinde dışa bağımlılık oranını yüzde 80'den yüzde 35 seviyesine kadar çektiklerine işaret ederek, şunları söyledi:

"Bugün terörle mücadele ve sınır ötesi operasyonlarımızda tarihi başarılara imza atmamızı savunma sanayisinde kat ettiğimiz bu mesafeye borçluyuz. Şu anda bütün teröristlerin aralarındaki telsiz görüşmelerinde bunlar konuşuluyor. Bak, artık sadece dağ SİHA'yı konuşmuyor, parlamentodaki uzantıları, ana muhalefet de dahil olmak üzere onlar da silahlı insansız hava aracını gündemde konuşuyor. Ne diyor? 'Onlar piknik yapmaya gelmişlerdi.' Evet, 'piknik yapmaya gelmiş olan teröristler.' Ana muhalefetin başındaki zat, bizzat yanlarına gidip orada silah var mı, yok mu sanki onu incelemiş.

O dağlarda dedik ya bunların inine dahi gireceğiz. Bu mücadeleyi kararlı şekilde sürdüreceğiz. Sonuna kadar. İçeride ve dışarıda ülkemize kim tehdit oluşturuyorsa biz bunlara 'Hoş geldin' demeyeceğiz. Tam aksine onlar hareketlendiği zaman biz onları yerinde bastırmasını inşallah başarabileceğiz. Bunu başardığımız anda zaten güçlü Türkiye oluruz. Şu anda bunun adımlarını attık, atıyoruz."

Enerjide kurulu elektrik enerji gücünün 32 bin megavattan 81 bin megavatın üzerine çıkarıldığını belirten Erdoğan, yenilenebilir enerji tesislerinin gücünün de 12 bin megavattan 36 bin megavatın üzerine yükseldiğini anlattı.

Erdoğan, 2002 yılında yalnızca 5 ile doğalgaz verilirken şu anda 78 il ve 280 ilçenin doğalgazın konforundan faydalandığına dikkati çekti.

SOSYAL YARDIMLAR

"Sosyal yardımlar aslında bizim görünmeyen gücümüzdür." diyen Erdoğan, son 15 yılda 223 milyar liranın üzerinde sosyal yardım yapılarak ihtiyaç sahiplerinin yanında olduklarını belirtti.

Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA), Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı, Kızılay ve sivil toplum kuruluşlarıyla dünyanın dört bir yanındaki mazlumların, mağdurların, dost ve kardeş toplulukların dertlerine derman olduklarını dile getiren Erdoğan, insani yardımlarda dünyada birinci sırada ABD'nin, ikinci sırada Türkiye'nin, üçüncü sırada da İngiltere'nin bulunduğunu ancak milli gelire oranla bakıldığında Türkiye'nin birinci sırada olduğunu vurguladı.

İnsani yardımlara ilişkin adımların "Veren el, alan elden hayırlıdır." anlayışından hareketle atıldığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu:

"Bu tabloyu çok daha detaylandırmak, çok daha başlık eklemek mümkündür. Sadece bu kadarı bile ülkemize kazandırdığımız hizmetlerin büyüklüğünü göstermeye kafidir. Şu anda bizim özellikle yaptığımız bu köprüler, Boğaz'da üçüncü köprümüz, denizin altından bağlantılarımız, Osmangazi Köprümüz, bütün bunlar, Türkiye'nin medeniyet yürüyüşündeki en önemli mühürleridir. Tarih bizi bunlarla anacak, hiç endişem yok ama istiyoruz ki bunlar yeterli değil, 'durmak yok, yola devam' ilkesince bunları devam ettirelim.

Tabii biz şu gerçeği de asla unutmayacağız. İnsanlar sandık başına gittiklerinde geçmişte aldıkları hizmetler kadar kendilerine gelecekte neler vat edildiğine de bakarak tercihlerini belirler. Yapsınlar veya yapmasınlar, yapacak olsunlar veya olmasınlar, maalesef bu oyuna gelenler de yok değil, var. Biz eserlerimizle konuşuyoruz. Birileri ise maalesef sadece kuru sıkı atmak suretiyle konuşuyor. 'Eşek ölür kalır semeri, insan ölür kalır eseri.' Biz bununla hareket ediyoruz. Bunun için yaptıklarımızı anlatmakla yetinmeyecek, hemen devamında yapacaklarımızı da ifade edeceğiz."

Kanal İstanbul Projesi'nin önemine değinen Erdoğan, "Kanal İstanbul ile dünyada Süveyş Kanalı nasıl anılıyorsa Panama Kanalı nasıl anılıyorsa ki bunlar bizimle mukayese edilecek ülkeler değil, biz de şu anda Kanal İstanbul ile dünyaya aslında yeni bir marka olarak ses vereceğiz. İnşallah bunun da adımını çok kısa zamanda atıyoruz, atacağız." dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bu konuda AK Parti'nin önünde başka hiçbir partide bulunmayan yol haritası olduğunu belirterek, "O da 2023 hedeflerimizdir. 2023 hedefleri demek, reform ve yatırım sürecinin katlanarak ve kesintisiz şekilde devam etmesi demektir fakat ben burada siz dava arkadaşlarıma özellikle bir şey söylemek istiyorum. Bütün bu fiziki yatırımlar, hepsi bir yana en büyük yatırım özellikle gönülleri fethetmektir, gönüllere girmektir. Bunu halletmemiz lazım. Biz değişimin, reformun, yeniliğin partisi olarak milletimizin gönlünde yer ettik. Bundan sonra da milletimizin nezdindeki gücümüzü aynı çizgimizi sürdürerek artıracağız." ifadelerini kullandı.

DEĞİŞİME DİRENMEK AKINTIYA KARŞI KÜREK ÇEKMEK GİBİDİR

Mevlana'nın, "Her gün bir yerden göçmek ne iyi, her gün bir yere konmak ne güzel, bulanmadan, donmadan akmak ne hoş, dünle beraber gitti cancağızım, ne kadar söz varsa düne ait, şimdi yeni şeyler söylemek lazım." sözlerini hatırlatan Erdoğan, şunları kaydetti:

"Biz milletimize her alanda hep yeni şeyler söyledik. Bundan sonra da aynı şeyi yapacağız. Maziden atiye kurduğumuz köprünün kilit taşı değişim konusundaki kararlılığımızdır. Değişime direnmek akıntıya karşı kürek çekmek gibidir. İşte bu gerçekten hareketle bir süredir teşkilatlarımızda ve belediyelerimizde yenilenme ihtiyacımız bulunduğunu söyledim, söylüyorum. Kongre süreci vesilesiyle teşkilatlarımızı önemli ölçüde yeniliyoruz. Belediyelerde de şimdiden benzer adımları atmanın hazırlıkları içindeyiz. Bu, benim şahsi tercihim veya partimizin kendi kendine icat ettiği bir yöntem değildir. Aslında bu, milletimizin talebidir. Bu yenilenme sürecini, değişim ihtiyacını, tazelenme talebini kendi irademizle gerçekleştirmek mecburiyetindeyiz. Eğer bunu biz kendimiz yapmazsak sandıkta milletimiz yapar. Ona fırsat vermeden bu işi kendimiz çözmemiz gerekir."

Erdoğan, bugün siyaset çöplüğünde kaybolup gitmiş pek çok partinin en büyük yanlışının, "milletin değişim talebine kulak vermek yerine kendi iç kavgalarının, kendi iç dengelerinin, kendi iç hesaplarının arkasından yürümeyi tercih etmeleri" olduğunu belirtti.

"Biz asla böyle bir yanlışa düşmeyeceğiz" diyen Erdoğan, milletin kendilerine en barizi 7 Haziran olmak üzere bu yönde çok net mesajlar verdiğini hatırlatarak, buradan nasibin alınması gerektiğini ifade etti.

Ziyaret ettiği tüm illerde çeşitli vesilelerle milletle kanaat önderleriyle yaptığı temaslarda bu gerçeği tüm çıplaklığıyla gördüklerini aktaran Erdoğan, "Altını çiziyorum, milletle zıtlaşma olmaz. Hele hele milletle kavga, hiç olmaz. Biz siyasi varlığımızı, hatta 15 Temmuz'da olduğu gibi hayatımızı, milletimizin bize olan desteğine, güvenine, itimadına borçluyuz. Eğer o gece milletimizin o desteği olmamış olsaydı, biz bugün yoktuk." dedi.

Merhum Başbakan Adnan Menderes arkadaşlarıyla idam edildiği zaman sokaklara kimsenin dökülmediğini ve sadece izlediklerini vurgulayan Erdoğan, "Biz, bu ülkede artık aynı yanlışlara düşemeyiz. Düşmeyeceğimizi ve düşemeyeceğimizi 15 Temmuz'da bu asil millet, bu kahraman millet o gece ortaya koydu. Onun için Rabbime hamd ediyorum. Bize bu asil millete hizmet görevini verdi." ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, FETÖ'nün 15 Temmuz'daki hain darbe teşebbüsünde verilen 250 şehit başta olmak üzere tüm şehitlere Allah'tan rahmet, gazilere şifa dileyerek, herkesi Fatiha okumaya davet etti.

BUNDAN KİMSENİN ALINMAMASI GEREKİR

Saflarının bugüne kadar daima milletin yanı olduğunu, bundan sonra da öyle olacağına işaret eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Milletime güvendiğim, inandığım, onun arkasından gittiğim için hiçbir zaman pişman olmadım. Bu hareket, bu davaya güvenen kardeşlerimin hiçbiri de pişman olmadı. Elhamdülillah, bundan dolayıdır ki biz, bu günlere güçlü bir şekilde gelebildik. Milletimizle hep birlikte girdiğimiz her mücadeleden daha da güçlenerek çıktık. Mademki 2019 Mart ve Kasım seçimleri bizim ve ülkemiz için hayati öneme sahiptir; öyleyse yine yapacağımız iş, yine milletimize bakmaktır. Onun işaret ettiği yolda gitmektir. Milletimiz bize ne diyor? Değişim. Milletimiz bize ne diyor? Yenilenme. Milletimiz bize ne diyor? Reform. Milletimiz bize 'daha büyük hedefler, daha büyük projeler' diyor."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, değişim demenin, asla geçmişle bağları tümüyle koparmak anlamına gelmeyeceğine işaret ederek, şunları ifade etti:

"Yenilenme demek de asla kadroları tümüyle tasfiye etmek demek değildir. 'Reform' demek, asla mevcudu tamamen kaldırıp bir kenara atmak demek değildir. 'Daha büyük hedefler' demek, asla devam eden çalışmaları aksatmak demek değildir. Bu kavramlar bizim için 15 yıllık tecrübelerimizden ve birikimimizden aldığımız güçle geleceğe daha sağlam bir şekilde hazırlanma iradesini ortaya koymak demektir. Bunun için teşkilatlarımızın bir kısmının yenilenmesi gerekiyorsa elbette, yenileyeceğiz. Bunun için belediye başkanlarımızın bir kısmının dinlenmesi veya başka görevlerde değerlendirilmesi icap ediyorsa elbette karşılıklı mutabakatla gereğini yapacağız. Bundan kimsenin alınmaması gerekir. Bunun için dünyaya, ülkemize, partimize bakışımızı; zamanın ruhuna teslim olarak değil, zamanın ruhunu çözerek, anlayarak, kavrayarak ileriye taşımamız gerekiyorsa elbette hep birlikte bu iradeyi göstereceğiz. Bugün bizim kadromuzu yeni isimlerle güçlendirmemizden daha doğal ne olabilir? Aksi halde geçmişteki o partilerden, o kadrolardan, o liderlerden farkımız kalmaz. AK Parti'yi ve onunla birlikte Türkiye'yi göz göre göre böyle bir çıkmazın içine sürüklemeye kimsenin hakkı yoktur. Hep söylediğimiz gibi; AK Parti, karşısına çıkan sorunlara teslim olmayan, bunların çözümü için ya bir yol bulan ya da bir yol yapan partidir."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Dün Gece Yar Hanesinde" isimli türkünün "Dün gece yar hanesinde yastığım bir taş idi. Altım yağmur üstüm çamur, yine gönlüm hoş idi. Bir dağ ne kadar yüce olsa dağ kenarı yol olur. Buna bayram günü derler dostla düşman, bir olur." sözlerini aktararak, bugün de ülke, millet ve parti için yapılacak işin, karşılarındaki meselelerin büyüklüğüne bakmadan, ya bir yol bulmak ya da bir yol yapmak olduğunu söyledi.

BU ANLAYIŞI MUTLAKA BOZACAĞIZ

Bu yolu bulma ya da inşa etme işini hep birlikte gerçekleştireceklerine değinen Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Türkiye'yi 15 yılda üç kat büyütme başarısını gösteren partimiz, elbette bu değişimi de başaracak ve ülkemizi hedeflerine ulaştıracaktır. Bu konuda hiç kimsenin en küçük bir şüphesi olmasın. Yeter ki partimizi ne için kurduğumuzu, bunca mücadeleyi ne için verdiğimizi, ülkemizi ve milletimizi nereye ulaştırmayı hedeflediğimizi unutmayalım. İnanın bana, gerisi çok kolaydır. Hiç şüphem yok. Çünkü bu millete layık olan kadro, burada. Çünkü biz bu millete efendi olmaya değil, hizmetkar olmaya geldik ve bunun gereğini de bugüne kadar yaptık, yapıyoruz. Dünya değişirken Türkiye'nin yerinde saymasını beklemek ne kadar yanlışsa Türkiye değişirken AK Parti'nin de olduğu gibi kalmasını beklemek o kadar yanlıştır. Esasen biz, kurulduğumuz günden beri bu yenilenme sürecinden hiç kopmadık. Bugün bu meseleyi çok fazla konuşuyor olmamızın sebebi, Türkiye'nin içinde bulunduğu şartların çetinliğidir. Unutmayınız ki çetin yollar, yorgun bedenlerle aşılamaz."

Erdoğan, 2013'ten beri neredeyse kesintisiz bir şekilde, büyük saldırılara maruz kaldıklarına işaret etti. Erdoğan, "Artık sadece savunma değil aynı zamanda taarruz gücümüzü de artırmamız gerekiyor. Dün nasıl vesayet güçleriyle darbecilerle cuntacılarla lobicilerle vuruşa vuruşa ülkemize çağ atlattıysak bugün de aynısını yapacağız ve yapmaya devam edeceğiz. Bölgemizde uygulanmaya çalışılan ve ülkemizin dahil edildiği gayet açık olan böl, parçala, yönet, hatta yut... Bu anlayışı mutlaka bozacağız." dedi.

NE İŞİ VAR BARZANİ'NİN SAĞINDA VE SOLUNDA BU ADAMLARIN?

Bölge ve Türkiye üzerinde operasyon yapanların AK Parti'yi kendi başına bırakmayacaklarının çok açık olduğunu aktaran Erdoğan, şu görüşlere yer verdi:

"İşte görüyoruz, Kuzey Irak'ta, Barzani'nin sağında Fransa'nın eski dışişleri bakanı, sol tarafında Bernard Henry-Levy bir Yahudi... Bunlar bir Siyonizmin planlamasını masa üstünde yapıyorlar. Bu planların içerisinde nelerin olduğunu gayet iyi biliyoruz ama uyanık olacağız. Biz, Irak'ın toprak bütünlüğünden bahsederken orada, o masanın üzerinde yapılan nedir? Birileri geliyor gaz veriyor. Enteresan... Şimdi şu dillendirilmeye başlandı, 'küçük İsrail.' Bütün bu oyunları görerek, kararlı bir şekilde adımlarımızı atacağız ve bunlara da fırsat vermeyeceğiz. Ne işi var orada Barzani'nin sağında ve solunda bu adamların? 350 kilometre sınırı olan Türkiye, senin dostun, kardeşin olarak buradayken, en zor zamanında senin yanındayken, sana kardeşim derken, sen Türkiye'yi bırakıp bunlarla beraber neyin planlamasını yapıyorsun? Buna müsaade edilir mi?

Kuzeyinde Türkiye, doğunda İran, batıda Suriye malum, güneyinde de merkezi yönetim... Bunların hiçbirisini senin bu düşündüklerinin hiçbirini kabul etmiyor. Anayasa Mahkemesi seninle ilgili kararı vermiş. 'Hayır' diyor. Parlamento 'hayır' diyor. Sen neyi yapıyorsun? Neyi yapacaksın? İşte şimdi İsrail'den başka destek görmeyen, destek alamayan Kuzey Irak yerel yönetiminin akıbetini göreceğiz. Ben bunu zaten bir sebep-neden ilişkisi olarak görüyorum."

Erdoğan, burada nedenin belli olduğunu ama neticenin henüz ortada olmadığını belirterek, aslolanın; neticenin, Barzani'nin orada bir netice çıkartıp çıkartamayacağı olacağını bildirdi.

Erdoğan, "Açık ve net söylüyorum. Buradan, bu anlayışla gidersen hiçbir netice çıkartamazsın. Yapacağın tek iş var. Başladığın noktaya geri dönmektir. Eğer başladığın noktaya geri dönmüyorsan orada yalnızlığa mahkum olacaksın ve tüm elindeki imkanları da kaybedeceksin. Biz ülkemiz üzerinde operasyona izin vermediğimiz gibi komşularımızda da bu ülkelerin toprak bütünlüğüne yönelik adımlara müsaade edemeyiz. Çünkü buralarda bizim kardeşlerimiz, soydaşlarımız var." dedi.

KOALİSYON GÜÇLERİ GELİP DE SİZE BU HİZMETİ VERECEK DEĞİL

Suriye'den üç milyonu aşkın insanın bugün Türkiye'de ağırlanmasının bir kardeşlik hukukundan geldiğini, mağdur, mazlum insanlara sahip çıkma anlayışından dolayı olduğuna dikkati çeken Erdoğan, 200 bin Iraklıya Türkiye'de sahip çıkılması ve onlara her türlü hizmetin verilmesinin de yine kardeşlik hukuku gereği olduğunu söyledi.

"Dünya bunu yapmadı. Koalisyon güçleri gelip de size bu hizmeti verecek değil." diyen Erdoğan, referandum esnasında bir arkadaşının yaşadığı anıyı da paylaştı.

Referanduma "evet" dediğini söyleyen kişiye arkadaşının, "Peki bu iş başarılı olmazsa ne yapacaksın?" diye sorduğunu ve "Çoluk çocuğumu alacağım, Türkiye'ye gideceğim" şeklinde cevap aldığını aktaran Erdoğan, "Yok başka çıkış, yok. Tek çıkış burası. Suriye için de bu böyle oldu, Irak için de bu böyle oldu. Türkiye ile bağlarını gönüllerinde ve zihinlerinde koparmış olanların yakmaya çalıştıkları fitne ateşi Allah'ın izniyle hiçbir zaman alev almayacaktır." ifadesini kullandı.

Davalarının "kutlu bir dava" olduğunu belirten Erdoğan, böyle bir davaya kendi kişisel veya zümre çıkarları için zarar vermek isteyenlerin karşına başta kendileri olmak üzere, AK Partililerin ve tüm milletin çıkacağını söyledi.

Bu süreçte AK Parti'nin duruşu ne kadar güçlendirilirse Türkiye'nin geleceğinin de o kadar güvence altında olacağına işaret eden Erdoğan, "Şu gerçeği bilhassa son 4 yılda yaşadığımız hadiselerin ışığında hep birlikte gördüğümüze inanıyorum. Ne kadar güçlüysen o kadar özgürsün. Gücünü yitiren milletler sadece özgürlüklerinden olmakla kalmıyor. Onunla birlikte haysiyetlerini ve geleceklerini de kaybediyor." diye konuştu.

Milletin büyük ve güçlü Türkiye hedefini hayata geçirme görevini AK Parti'ye verdiğini vurgulayan Erdoğan, bu konudaki yol haritasının çerçevesinin "Tek millet, tek bayrak, tek vatan ve tek devlet" olduğunu bildirdi. 

Hiçbir ayrım yapmadan "tek millet" dediklerini ve Türk bayrağının tek bayrak olduğuna değinen Erdoğan, "AK Parti kayma yapıyor, milliyetçilik dilini kullanıyor" eleştirilerine, "Tek millet demek milliyetçilikse, evet milliyetçiyiz. Tek bayrak demek, 780 bin kilometre kareyle tek vatan demek, tek devlet demek eğer milliyetçilikse, evet milliyetçiyiz. Bizim Rabiamız bu. Bu ne kadar ucuz bir yaklaşım tarzı. Almışsın köşende eline bir kalem, oradan sallayıp duruyorsun. Böyle bir şey yok." yanıtını verdi.

Erdoğan, milli ve yerli projelerle yola devam ettiklerini belirterek, yol haritalarının programını da 2023, 2053 ve 2071 vizyonları olarak ilan ettiklerini anımsattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2053'te Fatih, 2071'de de Alparslan ve Malazgirt'in ruhu olduğuna dikkati çekti. Erdoğan, "Milli ve yerli, bu bir asil ecdat ruhudur. Bu ruhu biz sahiplendik, sahipleniyoruz, sahipleneceğiz. Biz o günleri görmeyeceğiz ama çocuklarımız, torunlarımız o günleri görsün ve 'Dedelerimiz bize ne bıraktılar yahu' desinler. Biz ecdadımızla, eserleriyle övünüyoruz. Bize şanlı şerefli bir tarihle övünme imkanını sağladılar. İşte bu 4 temel direği ve uygulama programımızı sağlama almadan ne özgürlüğümüzü koruyabiliriz ne geleceğimize dair umutlarımızı canlı tutabiliriz." ifadesini kullandı.

Erdoğan, geçen 15 yılda Türkiye'ye en büyük katkılarından birinin, yaşanan tüm siyasi, sosyal ve ekonomik krizlerin üstesinden, demokrasiden taviz vermeden gelebilme kabiliyetini ülkeye kazandırmaları olduğuna değindi.

AK Parti'nin, demokrasinin sağladığı imkanlar yanında, bir dava sahibi olmanın getirdiği sorumlulukların da bilincinde olduğunu aktaran Erdoğan, "Bizim siyasi terbiyemizde 'görev istenmez, verilir' anlayışı vardır. Sandıkla gelen elbette sandıkla gider ama o sandığa kadar olan süreci de kimse göz ardı edemez, kusura bakmasınlar. Yine bizim siyasi geleneğimizde ihanet etmediği sürece görevden çekilmiş olanı yeniden değerlendirme yolu da daima açıktır." dedi. 

AK Parti'de her gelişmenin aynı zamanda Türkiye'nin geleceğini ilgilendirdiğine inandıkları için her şeyi milletin gözü önünde tartışıp değerlendirdiklerini belirten Erdoğan, "Elbette kapalı kapılar ardında yapmamız gereken istişarelerimiz, müzakerelerimiz, değerlendirmelerimiz vardır. Ama bu demek değil ki AK Parti kimi partiler gibi sadece kulislerin, kumpasların, hiziplerin partisidir. AK Parti, her şeyden ve hepimizden önce milletimizin partisidir. Bunun için de mahremiyet çizgimizin sınırlarını doğru tespit ederek sonuna kadar açık yürekli ve açık sözlü olmanın gayreti içindeyiz." ifadesini kullandı.

DAHA BÜYÜK BAŞARILAR İÇİN KENDİMİZİ HAZIRLAMAMIZ GEREKİYOR

Cumhurbaşkanı ve Genel Başkan Erdoğan, AK Parti'nin istişare ve değerlendirme toplantılarının siyasette şeffaflık, katılımcılık ve çoğulculuk sembolü olduğunu vurgulayarak, toplantıdan çıkan sonucun bağlayıcı ve uyulması gereken bir karar olduğunu bildirdi.

Önümüzdeki dönemde de bu istişare yönteminden taviz vermeden hem kendi içlerindeki birlik ve beraberliği güçlendirecek hem de milletle olan bağlarını tahkim edeceklerini dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti:

"Yalan yanlış haberlerle AK Parti kalesinden taş düşürdüklerini sananların heveslerini kursaklarında bırakmayı sürdüreceğiz. Kurulduğumuz günden beri her seçim öncesi AK Parti'ye yönelik bu tarz kampanyalar yapılır. Bu defa biraz erken başladılar. İnşallah netice daha öncekilerden farklı olmayacak. Ancak bizim başarı çıtamızın her zamankinden daha yükseğe çıktığını da unutmamalıyız. Dolayısıyla AK Parti düşmanları, her zamankinden daha erken harekete geçip daha büyük saldırıların hesabı içindeyken bizim de daha büyük başarılar için kendimizi hazırlamamız gerekiyor. Ben şunu her zaman söylüyorum. Hesabi değil hasbi hareket ettiğini bildiğimiz bu kadroya güveniyorum."

Erdoğan, AK Parti'nin getirdiği yeniliklerden birinin de "kadın ve gençlerin tali değil, asli unsurlar olarak siyasetin merkezine yerleştirmesi" olduğunu belirterek, kadın ve gençlik kollarını ana kademeyle eş düzeyde konumlandıran, çalıştıran bir başka parti bulunmadığını aktardı.

Bazı köşe yazarlarının, "AK Parti gençler ve kadınlar tarafından tutulan bir parti değil" şeklindeki yazılarını anımsatan Erdoğan, gençlere 18 yaşında sadece seçme değil, aynı zamanda seçilme hakkını verdiklerini ve ana kademelerde yer alma yolunu açtıklarını hatırlattı.

AK Parti'nin toplam üye sayısının 10 milyon 271 bin olduğunu vurgulayan Erdoğan, bu rakam içinde kadın üyelerin sayısının 4 milyon 443 binle, toplam üye sayısının yüzde 43'ünü oluşturduğunu belirtti. 

Erdoğan, 30 yaş limiti olmasına rağmen AK Parti'deki gençlerin sayısının da 1 milyon 483 bine ulaştığına dikkat çekerek, bunun da toplam üye sayısının yüzde 15'ini oluşturduğunu ifade etti.

Erdoğan, anamuhalefet partisinin toplam üye sayısının 1 milyon 200 bin olduğuna işaret ederek, "Sen bizim gençlik teşkilatımızın üye sayısı kadar bile yoksun. Neyin mukayesesini siz kalkıp da AK Parti'yle yapıyorsunuz. AK Parti gönüllerin partisidir. AK Parti bu noktada genciyle de kadınıyla da ana kademesiyle de artık gönüllerde yerini bulmuştur ama yeterli değil. Bunu daha da iyi noktalara hep birlikte çalışarak taşıyacağız." değerlendirmesinde bulundu.

AK Parti'nin kadınlara ve gençlere verdiği desteğin en somut yansımalarını istihdam rakamlarında gördüklerine işaret eden Erdoğan, şunları kaydetti:

"2002 yılında 21 milyon 350 bin olan istihdam sayımız, bu yılın haziran ayı itibarıyla 28 milyon 700 bini bularak tarihimizin en yüksek rakamına ulaştı. Bu büyük artışa rağmen işsizlik oranlarında ciddi bir düşüş yakalayamadık, daha henüz istediğimiz yerde değiliz. Tabii tek sebebi kadınlarımızın ve gençlerimizin istihdama katılım oranlarının fevkalade yükselmiş olmasıdır. Bunu da görmemiz lazım. Kadınlarımız için kendi işini kuranları teşvik etmekten çocuk sahibi olan çalışanlara her türlü kolaylığın gösterilmesine, şiddete uğrayanların korunmasından kılık kıyafetleri sebebiyle uğradıkları ayrımcılığın önüne geçilmesine kadar her alanda çok önemli hizmetleri hayata geçirdik."

Tüm yapılan hizmetlere rağmen AK Parti'nin kadınlar ve gençler arasındaki destek oranının yeterli olmadığını belirten Erdoğan, daha iyi noktada olmaları gerektiğinin altını çizdi.

"Türkiye'nin karşı karşıya bulunduğu büyük küresel ve bölgesel meselelerinin sayısı, çetrefilliği arttıkça bizim yükümüz de ağırlaşıyor" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

"Bunun için de şunu bir defa görmemiz şart; çok daha fazla çalışmamız lazım. Bizim için 24 saat yeterli değil, yoğun bir çalışma. Bu anlayışla Suriye'deki güvenlik krizinin geldiği nokta ortada. İnsani dramların çözümü konusundaki görüşlerimi, girişimlerimizi, operasyon noktasında attığımız adımları biliyorsunuz. Ülkemizi dışlamaya yönelik tüm çabalara rağmen, bu meselenin bizim milli güvenliğimizle yakından ilgili olduğunu defaatle gerek şahsım, başbakanımız, ilgili bakanlarımız zaten açıklıyorlar. Fırat Kalkanı Harekâtı ile kendimize bölgemizde açtığımız alanı, şimdi İdlib'in güvenliğini sağlamaya yönelik yeni bir adımla daha ileriye taşımanın gayreti içindeyiz. İşte bugün örneğin İdlib'de ciddi bir harekât var ve bu devam edecek. Zira biz oradaki kardeşlerimizi, Halep'teki zulümden kaçmak suretiyle İdlib'e gelen kardeşlerimizi, ne olursa olsun, 'İster ölün, ister kalın' diyemeyiz. Onlara biz elimizi uzatmak durumundayız ve şu anda da bu adım atıldı, devam ediyor. Suriye sınırlarımız boyunca bir terör koridoru oluşturulmasına da asla izin vermeyeceğiz."

YENİ İNİSİYATİFLER ELDE EDECEĞİZ

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunları her fırsatta herkese anlattıklarını belirterek, İdlib operasyonunun ardından bu konuda yeni inisiyatifler alma imkânını elde edeceklerini vurguladı.

Tüm provokasyonlara, engellemelere ve engelleme girişimlerine rağmen Suriye'de kat edilen mesafeyi önemli gördüklerini aktaran Erdoğan, "En doğudan en batıya, terör koridoru olarak nitelendirdiğim bu koridorda eğer biz, bu terör örgütlerine hayat hakkı verecek olursak her an bu sınırlardaki 911 kilometrelik bu sınırlarda bizim kardeşlerimiz, vatandaşlarımız tehdit altında kalacaktır. Bu Hatay için de Şanlıurfa için de Kilis için de Gaziantep için de böyledir. Bunlara fırsat vermeyeceğiz." dedi.

Bütün vatandaşların can ve mal güvenliğinin kendilerinin güvencesinde olduğuna değinen Erdoğan, bu noktada gereğini yapmak ve peşinen bütün tedbirleri almak zorunda olduklarını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, diğer yandan DEAŞ terör örgütünün ve mezhepçi yapıların pençesinde adeta inim inim inleyen Irak'ın şimdi de kuzeydeki yönetimin referandum hamlesiyle yeni bir krizin eşiğine geldiğini hatırlattı.

Şu anda İran ve Irak merkezi yönetimiyle Kuzey Irak'la ilgili bir üçlü mekanizmaları olduğunu anımsatan Erdoğan, aynı şekilde Suriye'de de Rusya, İran ve Türkiye olarak yine üçlü bir mekanizmayı çalıştırdıklarını söyledi. Bu üçlü mekanizmalarla beraber şu anda güneydeki bu gelişmeleri kontrol altında tutmanın gayreti içerisinde olduklarını bildiren Erdoğan, "Bunu kontrol altında tutmak suretiyle istiyoruz ki buradan en az zayiatla daha büyük bir neticeyi alalım. Şu anda 911 kilometre Suriye, 350 kilometre Irak sınırı dediğimiz zaman işte buralardaki çalışmalarımızı tüm birimlerimizle ama kararlılıkla devam ettiriyoruz, bunu da devam ettireceğiz." diye konuştu.

IKBY'NİN GAYRİMEŞRU REFERANDUMU

Erdoğan, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'nin (IKBY) gayrimeşru referandumuna da değindi. Bu sürecin Irak'taki Kürtlerin haklarıyla alakalı olmadığını tekrarlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bugüne kadar oradaki Kürt kardeşlerimizin başlı başına tek müdafi aslında Türkiye olmuştur. Biz hiçbir zaman oradaki Kürt kardeşlerimizi yalnız bırakmadık. Memurlarının maaşını ödeyemediğinde dahi biz yanlarında olduk. Biz kendilerine kredi açtık. Şu anda sağına soluna aldıkları veya talimat aldıkları yerler, onlara kalkıp da bu konularda böyle bir kredi musluğu açmadılar." ifadesini kullandı.

Gelinen noktanın düşündürücü olduğuna dikkati çeken Erdoğan, şu görüşlere yer verdi:

"Onun için bu bizim de canımızı yakmaktadır. Bazı haberler gönderip duruyorlar, hayır.  Başladığınız yere döneceksiniz. Aksi takdirde bu olmaz. 1960'ların başında nüfusunun yüzde 80'i Türkmenlerden oluşan Kerkük'ü ve çevresindeki diğer yerleşim birimlerini böyle bir girişimin içine sokmak zaten niyetin başka olduğunu göstermeye yetiyor. Arap nüfusun çoğunlukta olduğu yerleri, başta Musul olmak üzere ele geçirmeye kalkmak yine niyetin ne denli art niyet olduğunu göstermeye yeter. Şimdi şöyle bir arkamıza yaslanıp salim kafayla bir düşünelim; Kuzey Irak'ta ortaya çıkan ve tüm bölgeye sirayet edeceği kesin olan böyle bir fitne ateşini kim yakmak ister ve bundan kim fayda sağlar? Bunu neye dayanarak böyle bir şeyi yapabiliyorsunuz? Cevabı görmek için referandum sürecinde ve gecesinde Kuzey Irak'ta hangi ülkenin bayraklarının sallandırıldığını görmek herhalde yeterlidir. Referandum gecesi önlerinde bir harita üzerinde, az önce de söylediğim bu heyet, isimlere baktığın zaman arkalarında kimlerin olduğunu görmek bize yeter. Bu gelişmede her şey var. Sadece Kürtlerin, Türkmenlerin, Arapların, bölge halklarının ve ülkelerinin çıkarı yoktur, faydası yoktur, hayrı da yoktur."

EL ATINA BİNEN, TEZ İNER

Türkiye'nin bu konudaki tavrını açıkça ortaya koyduğunu, netice alana kadar da bu şekilde devam edeceklerini belirten Erdoğan, "Atalarımız, 'El atına binen, tez iner' demişler. Bugün başkalarının atlarıyla gençlik hayallerine doğru dörtnala koşturanlar, çok yakında hakikatlerin acı yüzüyle karşılaşacaklardır. Unutmayalım ki hiçbir zaman 16 yaşında kalmayacaksın. Dolayısıyla da bu öyle '16 yaşımdaki hayalimdi' demekle o hayale ulaşmaya yetmez. Umarız çok geç olmadan ve çok bedeller ödenmeden o güne ulaşırız." ifadesini kullandı.

Dün Doğu ve Güneydoğu'dan gelen kanaat önderleriyle görüştüğünü hatırlatan Erdoğan, onlarla geniş bir değerlendirme toplantısı yaptıklarını anlattı. Erdoğan, tüm kanaat önderlerinin bu işten ne kadar rahatsız olduklarını bizzat dile getirdiklerini bildirdi.

Erdoğan, "Altmışı aşkın kanaat önderinin düşünceleri hep bu istikamette ama hepsi de tabii farklı endişeleri de taşıyorlar." dedi.

Bugünkü toplantılarında, enerji, ulaştırma, ekonomi, güvenlik ve dış politika alanlarında ilgili banların sunumları olacağını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, yarın da Başbakan Binali Yıldırım'ın değerlendirmelerini paylaşacağını ifade etti.

Kendisinin yapacağı kapanış konuşmasıyla da bu dönemki istişare kampını tamamlayacaklarını belirten Erdoğan, görüş alış verişlerinin ve tüm faaliyetlerin hayırlara vesile olmasını diledi.

Toplantıya, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan, Başbakan Binali Yıldırım ve eşi Semiha Yıldırım, eski Başbakan Ahmet Davutoğlu ve eşi Sare Davutoğlu ile Kurucular Kurulu, Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) ile Bakanlar Kurulu üyeleri, milletvekilleri ve genel merkez yöneticileri katıldı.

Bu yıl kampa ilk kez AK Parti'nin kurucu milletvekilleri de davet edildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açılış konuşmasını yaptığı salona, daha önce AK Parti'de önemli görevlerde bulunan eski TBMM Başkanı Bülent Arınç ve eski Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik birlikte girdi.

Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Arınç, partinin istişare ve değerlendirme toplantısına 3 yıl aradan sonra ilk kez katılmasına ilişkin soruya, "AK Parti'nin Afyon'daki toplantısına geldim. Biliyorsunuz AK Parti'nin kuruluşundan önceki son toplantımızı da Afyon'da İkbal Otel'de yapmıştık." karşılığını verdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, salondan ayrılışı sırasında partililerle tek tek tokalaştı, bir partilinin çocuğunu sevdi.

Öte yandan istişare ve değerlendirme toplantısına katılanlar çipli yaka kartlarını takarak salona geldi. Katılımcılar, salonun girişine kurulan sistem ile yapılan elektronik yoklamanın ardından salondaki yerini aldı.

 

Reklam
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
“MUHTARLARIMIZ ÖNEMLİ GÖREV YAPIYOR”
“MUHTARLARIMIZ ÖNEMLİ GÖREV YAPIYOR”
“KARAMAN ÇOK  ŞANSLI BİR İL”
“KARAMAN ÇOK ŞANSLI BİR İL”